Zeytinin dirilişi!

Sosyal medyada paylaşılan bir yorum çok hoşuma gitmişti; “Bu ülkede bir kadın olmak bir de ağaç olmak çok zor” diyordu.

Bir süredir zeytinlikleri bitireceği öngörülen yasa tasarısı tartışılıyor.

Ömrünü Patara kazılarına adayan güzel insan Havva İşkan hocamız “Patara 2008 yangınında kül olup taşlaşan zeytin ağacı üç yıl önce yeniden filiz verdi büyümeye başladı. Zeytin insandır dokunmayın; günahtır…” notuyla paylaştı.
Şahane değil mi?

Yasalar, dozerler falan filan hepsi hikaye. Ne yaparsan yap yok edemiyorsun işte!

zey22

Patara Antik Kenti’nde yeniden filizlenen zeytin ağacı…

Bir zeytin ağacı gibi ol oğlum

 

 

 

 

 

 

 

Bir zeytin ağacı gibi ol oğlum.

Bir zeytin ağacı kadar uzun bir ömrün olsun. 

Bir zeytin ağacı kadar kimseye müdanan olmasın. Bu sert rüzgârlar, hoyrat yağmurlar, kızgın güneş sana ne verirse versin kızma. 

Sen kainata uzattığın dallarında insanlara daha fazlasını sunmaktan çekinme. 

Dallarından sarkacak zeytin hiç tanımadığın hayatın tadını almış insanların sofrasında lezzetli bir zeytinyağı olduğu kadar, alınterini emeği ile silenlerin sofrasında acı bir çayı yumuşatan kahvaltıya da eşlik edebilsin. 

Senin gibi hür ve özgür bir zeytini kendine yakın görürsen sarıp sarmalamaktan çekinme. 

Duruşun, tenin, rengin senden fazla olsun, başkalarına ilham olsun. 

Kışın hoyrat rüzgârlar dallarını kırdıkça, yazın gövden güçlensin. 

Köklerin boyundan büyük, kabuğun ince kalbinin tam tersi kalın olsun. 

Bir zeytin ağacının dallarında bir o yana bir bu yana sallanan o güzel yapraklar kadar güzel bir ömrün olsun oğlum. 

Bir zeytin ağacı kadar güzel bir kaderin olsun…*

 

Yukarıdaki satırlar, yazılarını ilgiyle takip ettiğim gazeteci Cüneyt Özdemir’e ait. Radikal Gazetesi’nin internet sitesine girip yazının tamamını okursanız, yeni baba olan Özdemir’in, nasıl bir ruh hali ve duygu ile bu satırları yazdığını daha iyi anlarsınız.

***

Başka dinlerde benzer ritüeller uygulanıyor mu bilmiyorum ama Türkler’de doğumdan sonra bebeğin göbek bağı’nı toprağa gömmek bir gelenek. Göbek bağını nereye gömerseniz, bunun gelecekte çocuğun yaşamına yön vereceği rivayet olunur.

Çocuğunun öğretmen olmasını isteyen anne – baba bir okulun, doktor olmasını isteyen “hastane”nin bahçesine gömer miş.

Annelerimiz bize öyle anlattı.

 ***

Özdemir’in satırları beni yıllar öncesine, oğullarım Efe ve Ege’nin doğdukları güne götürdü.

Eşimin gazlı bir bez içinde sakladığı iki göbek bağını, çalıştığım gazetenin bahçesinde bir portakal ağacının dibine gömmüştüm sessizce.

Ve dua edip şöyle bir temenni de bulunmuştum;

“Ömür boyunca birbirinizden hiç ayrılmayın”

 

 

 

Hatırlatma;

*Cüneyt Özdemir’in 25 Temmuz 2012 tarihli Radikal Gazetesi’ndeki “Göbek bağı gömme töreninden canlı yayın” başlıklı köşe yazısından alınmıştır.