Sinema Müzesi…

Fırsat buldukça, kentin kalbi Kalekapısı’nda dolaşıyorum. Atatürk Caddesi’ndeki kahve ve vanilya kokusunu seviyorum. Demirciler içi Fikret Otyam Sanat Galerisi’nin kimliğini seviyorum. Soba Müzesi’nin sıcaklığını seviyorum.

Hafta sonu yeni açılan Antalya Behlül Dal Sinema Müzesi’ni gezdim. Birçok insan “ara sokak” yerine, kentin daha işlek bir yerinde açılması gerektiğini düşünebilir. Ben de tam aksini düşünüyorum. Sinema, müze, sanat, kentin en küçük mahallelerine, ara sokaklarına girmeli. Sinema Müzesi bu açıdan çok güzel bir örnek.

Atatürk Caddesi’nde Işıklar’ın başlangıcındaki Spor Salonu’nun karşısındaki sokakta, eski bir Antalya evi…

Dış cephesinde siyah sinema şeritleri var. Kapısında Altın Portakal’ın sembolü Venüs Heykeli.

Altın Portakal’ın fikir babası Behlül Dal’ın arşivi ve ekipmanları ile Türk sinemasına emek veren isimlerin katkıları ile oluşturulmuş bir müze.

Müzede sinema tarihi açısından hem belge hem de ekipman anlamında ilginç eserler var.

Senaryoların yazıldığı daktilolar, çekimlerde kullanılan kameralar, film gösterim cihazları, montaj ekipmanları vs. Ülkemizde çeşitli dönemlerde filmleri “sansür”lemede kullanılan aletler, sansürlenen belgeler… Kimbilir hangi filmin, hangi sahnesini izlemememizi istedi büyüklerimiz…Kimbilir hangi ateşli öpüşmeler, hangi sarılmalar, hangi türküler, hangi delikanlı küfürleri kestiler.

Bir çok filme hayat veren Moğollar’ın kurucusu ünlü besteci Cahit Berkay’a ait kabak kemane…

Nedim Otyam’a ait film müziği notları….

Sinemaya dair bir çok şey…

Charlie Chaplin sinema için; “Yakın plandan bakıldığında hayat bir trajedidir ama uzaktan bakıldığında komedidir” diyor.

Sinema Müzesi’nde sizi beyaz perdeden farklı bir atmosfer karşılıyor. Perdedeki büyülü dünyanın tersine, bir filmin hangi koşullarda, ne türlü zorluklarla ortaya çıktığına tanık olurken, sinema tarihinde bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Müzenin kütüphanesi ve küçük bir sinema perdesi de var. Birçok müze gibi, Sinema Müzesi de pazartesileri hariç, hergün açık.

Türk Sineması’nın en uzun soluklu festivali Altın Portakal’ın dolayısıyla Antalya’nın böyle bir müzeye ihtiyacı vardı. Emeği geçenleri kutlarım.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir dip not ve soru? – Hatırlıyorum, 1990’ların başında Altın Portakal Film Festivali’ne katılan sinema sanatçılarının el izleri kil tabletlere çıkarılmıştı. Bu el izleri ne oldu. Müze’de sergilense güzel olmaz mı?