Üç güzel şey!

İtiraf edelim, alışveriş merkezlerine gittiğimiz kadar sinemaya, tiyatroya, konserlere gitmiyoruz. Evde televizyon başında yetenek avcılığı yapmak, sahte mücadeleleri seyretmek daha çok hoşumuza gidiyor.

Bir daha çal Sam

Bir arkadaşımızın daveti ile Antalya Devlet Tiyatrosu’nun ilk kez sahneye koyduğu “Bir daha çal Sam” isimli oyununu izlemeye gittik.

Woody Allen, 1972 yılında, Casablanca filminin ünlü “Play it again Sam” repliğinden yola çıkarak yazmış. Hayli komik ve eğlenceli.

Oyun sayesinde Antalya Devlet Tiyatrosu’nun birbirinden yetenekli oyuncularını tanıma fırsatımız oldu. Sedat Mayadağ adında bir genç var… Müthiş bir yetenek. Meltem Gülenç, Gökhan Tüzün, Gözen Müftüoğlu, Murat Bölük, Gökçehan Yazıcı hepsi oynadıkları rolün hakkını verdiler. Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde keyifli bir gece geçirdik.

Salonun dolu olması sevindiriciydi.

“Bir daha çal Sam” 21-22-23-24*-27-28-29-30 Kasım günleri sahneleniyor. İzlemenizi öneririm. Bu arada bir not; Yeni öğrendim Müze Kart sahipleri, Devlet Tiyatroları’na girişte tam yerine öğrenci bileti alabiliyor muş.

Avukatın resim koleksiyonu

Uluslar arası Antalya Piyano Festivali, kentteki en özel sanat etkinliği… Festival kapsamında her yıl bir de resim sergisi açılıyor. Bu yıl ki sergi çok hoşuma gitti. Antalyalı Avukat Mesut Özderin, kendi koleksiyonunu sergiliyor. Aralarında Fikret Otyam’ın da bulunduğu bir çok ünlü sanatçının eserleri festival boyunca AKM Fuayesi’nde sanatseverlerin izlenimine açık. Bir avukatın resim koleksiyonu yapması çok güzel bir şey. İtiraf edeyim ben her konser öncesi yarım saatimi sergiye ayırıyorum.

 

Garanti Karantina

Murat Menteş son dönemde favori yazarım. Arkadaşım Nusret tanıştırdı. Ruhi Mücerret’i keyifle okudum… İlk kitabı sanıyordum meğer geç tanımışım. Şiir kitabı bile varmış… yine Nusret’in kütüphanesinden “Garanti Karantina”yı okudum. Dil oyunlarını sevenlere öneririm.

“Siperde perende” adlı şiirinden

Kim der ki, “Mukadderat sicimi beni bağlamaz”

Askını, kaskını, maskeni taksan bile…

Namluların nazarı değdiği zaman

Azrail’in menzilinde kim sakarlaşmaz”

 

“Aceleci tefecinin ebediyet süsü verdiği anlar” isimli şiir şöyle bitiriyor;

Atomu yumrukla parçalayamam…

Allah büyüktür elbet bir kapı açar.

 

Bu iki örnek sanırım Murat Menteş şiiri hakkında bir fikir verecektir.