Işık Ülkesi’nde Yürümek

Yoldur: İnsanları, toplumları, kültürlerini birbirine bağlar; buluşturur. Binlerce yıldır yaşamın aracısıdır. Yerleşimlere ulaşır, geçime ulaşır ama en çok da istilaya yol verir; tehlikelidir. Kavuşmanın da ayrılmanın da aracısı olur. Binlerce yıldır ülkelerin sınırları değişir yollar değişmez. Çünkü yollar, üzerinden geçenin milletini, rengini, cinsini sorgulamaz: Herkes içindir.*

1

Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında Antalya Valiliği’nin himayesinde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün düzenlediği organizasyona davetliydik. Her yaştan Bin kadar insan, dünyaca ünlü Likya Yolu’nun Ulupınar – Çıralı – Olimpos etabını yürüdük.

* Prof. Dr. Nevzat Çevik hocamız yürüyüş öncesi, hepimizin aklına kazınan nefis bir “yol” konuşması yaptı…

Valimiz Münir Karaloğlu’nun “Biz Antalya’nın sadece deniz kum güneş değil, çok önemli özelliklerinin olduğunu, çok önemli değerleri içinde barındırdığını ve bunları da çok fazla bilmediğimizi ve kullanmadığımızı düşünüyoruz” ifadesi anlamlıydı.

Vali beyin birkaç yüz metre sonra pes edip döneceğini düşünüyordum ama beni yanılttı. Sportmen Valimiz parkuru herkesten önce bitirdi. Vali’nin etkinliği sahiplenmesi, yine turizmciler adına AKTOB Başkanı Erkan Yağcı ve Antalya Tanıtım Vakfı Başkanı Yeliz Gül Ege’nin en önde yürümesi çok değerli.

2

Likya Yolu Türkiye’nin ilk uzun soluklu yürüyüş rotası… Adını “Işık Ülkesi” Likya coğrafyasından alan kültür rotası bugün dünyanın sayılı trekking parkurları arasında bulunuyor.

Fethiye ve Konyaaltı Geyikbayırı arasında 555 km’lik kültür rotasının büyük bölümü Antalya sınırları içinde. Tamamını yürümek için en az 1 ay gerekli.

Likya Yolu yabancı yayın organlarının yaptığı değerlendirmelerde “dünyanın en uzun 50” ve “en güzel manzaralı 10” yürüyüş rotası listelerinde yer alıyor.

5

Rotanın tamamı Fransız Grande Randonnee sistemiyle kırmızı-beyaz boyalarla işaretlenmiş durumda. Patikalarda her 50 metrede, orman yollarında ise her 200 metrede rastlayacacağınız işaretler sayesinde kaybollmak neredeyse imkansız. Kavşak noktalarına dikilen Sarı tabelalar yürüyüşçülerin doğru yolu bulmalarına yardımcı oluyor.

Çıralı manzarası enfes. Durup soluklanmak için iyi bir fırsat.
Çıralı manzarası enfes. Durup soluklanmak için iyi bir fırsat.

Nevzat Çevik’in Lykia Kitabı’nda okuduğuma göre Khimaira – Çıralı / Yanartaş adını; aslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruklu Khimaria’dan alıyor. “Bellorophontes’in mızrağı ile yerin 7 kat altına gömülen Khimaira’nın alevleri binlerce yıldır yanıyor.”

27

Çıralı Yanartaş’ta tiyatro gösterisi ve ardından Olympos antik kentinde tapınak girişinde yan flüt dinletisi iyi düşünülmüş, yürüyüşe renk kattı. Olimpos Kazı Başkanı Prof.Dr.Yelda Olcay Uçkan bölge ve çalışmalar hakkında bilgi verdi.

İtiraf edeyim çok yoruldum. Ama değdi. Edindiğim izlenim her kesin büyük keyif aldığı yönünde. Bu etkinlik mutlaka gelenekselleştirilmeli. Hatta her yıl farklı bir rota seçilmeli. Blogger olarak yaşadığım kentte ilk kez bir etkinliğe davet edildiğim için mutluyum. Naçizane önerim, gelecek yıllarda bu etkinliğe yerli ve yabancı daha çok blogger ve gazeteci davet edilmeli.

***

Likya Yolu dört mevsim yürüyüş yapmaya elverişli. İnsan eli değmediği için bazı bölümlerde toprak kaymaları, taş düşmesi veya ağaç devrilmesi sonucu zorluklar mevcut. Ama zaten bu yolu özel ve güzle kılan da bu zorluklar.

Likya Yolu korumamız ve sahip çıkmamız gereken, Türkiye’nin uluslararası standartlarda bir turizm değeri.

6

Bu uzun yürüyüşte beni en çok etkileyen ve ilk aklıma gelenler:

  • Ulupınar’ın başlangıcındaki mor salkımlar.
  • Gençlerin her noktada durup selfie çektirme merakı.
  • Yeni tomurcuklanan yabani sıklamenler ve pembe papatyalar…
  • Yol boyunca size eşlik eden Ulupınar’ın serin suları.
  • Adını bilmediğimiz kuşların, ilk kez duyduğumuz ve zihnimize kazınan ötüşleri.
  • Issız ormanda karşımıza çıkan yöre sakini bir amcanın yüzündeki tarifsiz gülümseme.
  • Yaklaşık 5 kilometrelik tırmanıştan sonra karşımıza çıkan muhteşem Çıralı – Olimpos Sahili manzarası.
  • Khimaira – Çıralı / Yanartaş’ta binlerce yıldır sönmeyen alevler.

7

Bir hatırlatma; Likya Yolu’nda eşsiz bir doğa ve onlarca endemik bitki ve çiçek göreceksiniz. Doğaya saygılı olun, çöplerinizi yanınızda götürün, rota üzerinde gürültü yapmayın, taş yuvarlamayın ve asla çiçek koparmayın.

12

Likya Yolu‘ndan bahsederken, bu yolun mucidi, İngiliz asıllı Türk vatandaşı Kate Clow’dan bahsetmemek olmaz. Gözüm yürüyüş sırasında Kate Clow‘u aradı, kalabalıktan göremedim herhalde. Likya Yolu’nu merak edenler için Kate Clow’un İngilizce, Almanca ve Türkçe “Likya Yolu” kitapları bulunuyor. Kitapçılarda bulabilirsiniz.

25

Nevzat Hoca ile başladık, yine O’nun Lykia Kitabı’nın kapağındaki bir dize ile noktalayalım;

“Dağ aynı dağdı, deniz aynı deniz.

Rüzgar bile aynı yönlerden esmekteydi.

Hala sofradaydı, yedikleri balıklar.

Dağlardaydı hala bindikleri atlar, sağdıkları keçiler.

Harnup pekmezini parmaklıyordu çocuklar.

Aynıydı nedenleri tüm kavgaların: Topraktı, bağımsızlıktı.

Para hala değerliydi,

Ve hala güzeldi kadınlar

Sadece zaman değişmişti Lykia’da.”

 

Buğday Tanesi..

Âşık olduğunuzda, yüreğiniz depreştiğinde, “Sevgililer ve Aşk”ı okuyun. Bayram mı geldi? Öyleyse, “Kurban Tarihi”ni okuyun. Bahar mı mevsim? Öyleyse, “Nevruz (Newroz)”u okuyun. Tıp bayramı mı, hekime mi gittiniz? Öyleyse, “Hekimliğin Tarihi”ni okuyun. Tıka basa yemeden önce, “Yeme İçme Uygarlığı”na; tiyatroya, sinemaya gitmeden önce, “Rol Sanatları Tarihi”ne bir bakın. “Üniversite Tarihi”ni okumadan hiç olmaz. Sandığa gitmeden önce de, “Politikacılara Bir Seslenin”i okuyun derim, mutlaka.

“Tarih Ne İşe mi Yarar?”, “Ağrı Dağı”nın sorunu boyundan büyük mü? Zaman Nedir, Nasıl Sayılır; Yılbaşı Nedir? “Savaş ve Barış”ı tarihle anlamak mümkün mü? “Ömür” Nedir? “Ölüm” Nedir? Tüm bunları ve daha fazlasını bir de yazarın gözüyle görmeyi ve kalben duymayı deneyin.

Okurken yazmayı mı merak ettiniz? Öyleyse, “Yazı Üzerine”yi ve “Öyle Bir Yazı Ki”yi okuyun derim. “Kadın”, “Ana”, “İyilik”, “Liyakat”, “Sanat”, “Kültür”, “Fotoğraf”, “Sabah”, “Gönüllülük” veya “Gazeteciler” üzerine bir şeyler mi okumak istediniz? Öyleyse, kapağını açın bu kitabın.

Ve tüm bunları derin, tarihsel bir perspektif ve felsefi yaklaşımla ve en çok da ince bir edebiyat örgüsünden, yani Nevzat Hoca perspektifinden okuyun isterim. Herkes bu kitabın içinde bir yerlerde mutlaka kendince duygular bulacaktır. En çok da iyilikler, güzellikler olacaktır size kalan…

bt