Kente ve sana dair

Beydağları’nı seyrediyorum aklımda sen

Konyaaltı’nda denizde taş sektiriyorum, sen

Lara’da kumlara adını yazıyorum,

Üç Kapılar’da tatlı bir esintiyle gelen turunç çiçeği kokusunda, sen

Kadınım sen Memleketim gibisin.

 

Annemin çocukluğunda saklambaç oynadığı sokaklarda tanıdık bir yüz aradık

Memleketimi Seviyorum

Memleketim ne kadar geniş :
dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.
……yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum
ve güneye
pamuk işleyenlere gitmek için
Toroslar’dan bir kerre olsun geçemedim diye
utanıyorum.

Elmalı’daki Ketenci Ömer Paşa Camii’ni bilir misiniz?

1600 yılında yapılmış. 4 asırdan fazladır gökyüzüne Ezan’lar yükselir minarelerinden.

Ömer beyin torununun çocukları (yani benim oğullarım) Efe ve Ege ile dolaştık Ketenci Ömer Paşa Camii’ni.

Bahçesindeki şadırvanda yüzümüzü yıkadık.

En zengin Kur’an yazmalarının bulunduğu Kütüphanesi kapalıydı, camından içeriyi seyrettik.

Sonra Helvacılar Sokağı’nı gezdik Elmalı’da… Bakırlara baktık, hepsi dost yüzlü, tanıdık, ahbap esnafla sohbet ettik. Kavrulmuş leblebinin enfes kokusu sindi üzerimize.

Şafak Kıraathanesi’nin önünde oturduk. Orta şekerli Türk kahvesi ile yorgunluk attık.

Aslına uygun restore edilen Elmalı evlerinin-konaklarının arasında dolaştık. Annemin çocukluğunda saklambaç oynadığı sokaklarda tanıdık bir yüz aradık.

Atatürk’ün emri ile Kuran’ın  Türkçe mealini hazırlayan büyük din alemi Elmalılı Hamdi Yazar’ın müzeye dönüştürülen Evi’nin önünde, asırlık çınar ağacının altında oturduk bir süre.

Karyağdı Cami’nin minaresine bu sene hiç kar düşmedi ne tuhaf.

Şen Mehmet’in yerinde Gazi Helvası yemeden dönmek olmaz… Biraz da hatıralar ve bu lezzetler değil mi, bizi kilometrelerce öteden çağıran.

Elmalı’dan Finike’ye giderken yol üzerinde Aykırtça diye bir durak var. Arykanda Antik Kenti’ne sapmadan hemen önce. Küçük bir pazar fakat Türkiye’nin en lezzetli portakalı ve meyveleri satılıyor. Dağlardan toplanmış keçi boynuzları, kekik, adaçayı, közlenmiş mısır, kömürde demlenmiş çay… Ve dağdan akan buz gibi suyun yüzünüze vuran serinliği tazelenmenizi sağlıyor.

Aykırtça’dan Finike’ye doğru giderken yol üzerinde Gökbük Köyü var. Tabelasından da anlaşılacağı üzere Türkiye’nin en lezzetli narı bu bölgede yetişiyor.

Sözü yine usta’ya bırakıyorum;

Memleketim.
Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven
alabalık
ve onun yarım kiloluğu
pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla

zeytin
incir
kavun
ve renk renk
salkım salkım üzümler
ve sonra karasaban
ve sonra kara sığır
ve sonra: ileri, güzel, iyi
her şeyi
hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır,
çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım
yarı aç, yarı tok
yarı esir…

 

 

 

 Elmalılı hanımların yaptığı ve tarhanası, makarna ve eriştelerden satın alabilirsiniz.

Elmalı’nın leblebisi ve şekerlemeleri ünlü.

 Binbir derde deva Elma yağı..

 

*Yazıda geçen dizeler Büyük Şair Nazım Hikmet’in “Memleketimi Seviyorum” adlı şiirinden alınmıştır.