Medeniyet, dört çeker değil, iki teker!

Ben bisikleti çocuklara özgü bir oyuncak sanırdım.

Ve her yaşta çocuk kalanlara.

Ta ki Avrupa’nın “bisikletle” özdeşleşmiş iki şehrini görene kadar…

Amsterdam ve Kopenhag… Dünyanın en çok bisiklet bulunan ve kullanılan şehirleri…

Kullanmak ne kelime adeta “Bisikletmania“ yaşanıyor…

Amsterdam ve Kopenhag’da bisiklet demek hayat demek.

 

  Amsterdam sokaklarında yaşlı genç, erkek kadın herkes bisiklet kullanıyor…

Yaşam bisiklet kullananlara göre dizayn edilmiş…Adam başı bir değil, birden fazla bisiklet düşüyor…7’den 70’e herkes iki teker üstünde… Çocuklu aileler için özel bisikletler tasarlanmış…

 

Kopenhag sokaklarında, ebeveynler çocuklarını bisiklette korkusuzca taşıyor.

Gençler utanmadan, çekinmeden bisiklet kullanıyor, aksesuar gibi yanında gezdiriyor!

Bisiklet kullananların ayrıcalığı var.

Amsterdam ve Kopenhag’da bisiklet yollarını işgal ettiyseniz vay halinize…

Bisikletler son sürat geçip giderken, önlerine çıkın sıkıysa… Pişman olursunuz, yüzünüz kızarır.

Bisiklet yollarının ve bisiklet sürücülerinin öncelikleri var.

İlk kez gittiyseniz şayet yürürken zorlanıyorsunuz… İtiraf ediyorum ben çok fırça yedim bisikletçilerden…Bir yandan da çok güldüm ve iç geçirdim. “Keşke bizim de böyle bisiklet yollarımız olsa” diyerek.

Anladım ki; medeniyet dedikleri, dört çeker değil, iki teker miş.

 

Şimdi Antalya’da da bisiklet yolları var…

100. Yıl Bulvarı – Milli Egemenlik – Hasan Subaşı Caddeleri boyunca… 3-5 kilometrelik bir bisiklet yolu oluşturuldu. Güzel bir başlangıç… Her ne kadar bir kısmı kaldırımdan gidiyorsa da, düşünce çok güzel…

Ve maalesef bisiklet yollarında bisiklet sürücüsünden çok otomobil ve nakliye araçları var… Malzeme indirmek isteyen esnafların araçları çoğu zaman bisiklet yollarını kapatıyor…

Zamanla onlar da alışacaklar…

Lara  – Ermenek tarafından yeni açılan birkaç bulvarda (Rauf Denktaş Bulvarı gibi) bisiklet yolları, Avrupai anlamda 10 numara… Özellikle o bölgede oturan yabancılar çok mutlu…

Konyaaltı’nda imara yeni açılan bölgelerde, bisiklet yolları yapılmaması – belki de unutulması- çok tuhaf… Ben o bölgede oturan biri olsam, yerel yönetimden özellikle talep ederim…

Antalya’da Çarşamba ve Perşembe günleri akşam saatlerinde toplu halde Cumhuriyet Meydanı ile Lara arasında tur atan bisikletçiler var… Zaman zaman karşılaşıyoruz. İçimden alkışlamak geliyor.

Zillerini çala çala, küçük fosforlu ışıklarını çaka çaka geçişlerini hayranlıkla izliyoruz.

Tabi kent sakini olarak bunları görüp daha fazla kayıtsız kalamadım ve oğullarım Efe ve Ege’ye birer bisiklet aldım…

Şimdilik sitenin bahçesinden dışarı çıkmalarına izin vermiyoruz. Site etrafında yaptıkları küçük kaçamaklara göz yumuyoruz.

Önümüz kış, zor ama ilk baharda iki bisiklet daha alıp ailecek yollarda pedal basacağımız günleri iple çekiyorum.

Karaalioğlu Parkı girişinde bir süredir açık olan “Kentimiz, Kendimiz, Geçmişimiz” sergisinde, Antalya’da 1960’lı yıllardaki “bisiklet kiracıları” anlatılıyor. Çocukluğumda ben de bisiklet kiralamıştım. 1980’li yıllarda Merkez Ortaokulu’nda okurken, okulun hemen yanında böyle bir bisiklet kiracısı vardı. Özellikle bayramlarda büyüklerimizin verdikleri harçlıklar ile bisiklet kiralar, bir kaç tur atardık.