Gözlerini her kırpışında içimden mavi bir martı kanatlanıyor gökyüzüne

Bugün bu şiir düştü payıma… Sıradan bir günün payına.

Biraz taş topladık sahilde. Yuvarlak, ince, biçimli-biçimsiz, renkli-soluk gri  taşlar.

Üzerlerine resimler yapılacak, belki bir baykuş, belki bir kent silüeti..

Dev dalgaların getirdiği, irice bir kütük bulduk sahilde…

Islak ve yalnız..

Tuttuk eve getirdik..

Belki bir sehpa olacak, belki bir saksı, belki bir hiç.

Kilerde öylece unutulup gidecek.

Hatıralar gibi.

Bugün bu şiir düştü payıma… Sıradan bir günün payına;

Mavi

Maviyi mi soruyorsun

Gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi

Mavi bir renk değildir huydur bende

ve belki benim yetinmezliğimdir

ve belki herkesin yetinmezliğidir

denenecektir ki bir süre ve denenecektir

bir akşamüstü düşünmek bir akşam üstünü düşünmekten başka nedir ki?

Edip Cansever

 

Gözlerini her kırpışında içimden mavi bir martı kanatlanıyor gökyüzüne..

Gözleri Konyaaltı’ndaki çakıltaşlarına benzeyen sevgili!

Sıradan bir pazar sabahı.

Uzanmışım kumsala…

Bir termos çay. Fırından yeni çıkmış simit. Deniz süt liman.

Ilık bir rüzgar tatlı tatlı yüzümü okşuyor.

 

Biraz uzakta, sahilin, güneşin, kıyıya vuran dalga seslerinin hakkını verenler var.

 

Nedense içimde her yılbaşı topluca denize giren avukatların çocuksu sevinci.

 

Oysa henüz sabahın dokuzu ve fonda Ahmet Kaya, “hayat bana yine yalan söyledi” diyor.

 

Kumrular ve serçeler, çakıltaşlarının arasında tatilcilerden kalan yiyecek kırıntılarını topluyor.

 

**

 

“Gözleri Konyaaltı’ndaki çakıltaşlarına benzeyen sevgili” kim mi?

 

Sonunu yıllardır getiremediğim bir şiirin, bir şarkının ya da yaşanmamış bir öykünün ilk cümlesidir o.

Kente ve sana dair

Beydağları’nı seyrediyorum aklımda sen

Konyaaltı’nda denizde taş sektiriyorum, sen

Lara’da kumlara adını yazıyorum,

Üç Kapılar’da tatlı bir esintiyle gelen turunç çiçeği kokusunda, sen

Kadınım sen Memleketim gibisin.

 

İnsan İnsan

Fazıl Say ve Serenad Bağcan “İlk Şarkılar”ı Antalya Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu’nda seslendirdi. (19 Haziran 2014)

 

Fazıl Say, konserin final şarkısı olan Muhiddin Abdal’ın “İnsan İnsan Dedikleri” şiirinden bestelediği parçasını kadim dostu Kadir Dursun’a ithaf etti..

 

İnsan İnsan Dedikleri

İnsan insan dedikleri
İnsan nedir şimdi bildim
Can can deyü söylerlerdi
Ben can nedir şimdi bildim

Kendisinde buldu bulan
Bulmadı taşrada kalan
Müminin kalbinde olan
İman nedir şimdi bildim

Bir kılı kırk yardıkları
Birin köprü kurdukları
Erenler gösterdikleri
Erkan nedir şimdi bildim

Sıfat ile zat olmuşum
Kadr ile berat olmuşum
Hak ile vuslat olmuşum
Mihman nedir şimdi bildim

Muhiddin der Hak kadir
Görünür herşeyde hazır
Ayan nedir pinhan nedir
Nişan nedir şimdi bildim

Muhiddin Abdal

Sen gökyüzüne kalp çizebilir misin Abidin?

Türk Yıldızları 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Antalya’daydı. Gökyüzündeki bu şahane gösteriyi izlemek için Konyaaltı Sahili’nde aldık soluğu. Deniz çarşaf gibi sakin ve pırıl pırıldı. Çıkardık ayakkabıları, uzandık çakıltaşlarının üzerine… Nefesimizi tutarak ve göğsümüz kabararak izledik kahraman pilotlarımızı… Bazen avuçlarımız patlayana kadar alkşladık, bazen heyecandan yüreğimiz hop etti… En çok gökyüzüne kalp çizmelerini sevdim. Antalya’ya da kalpten bir bulut yakıştı hani.

Bu gösteriden aklımda kalanlar.  

 

 

 

Gökyüzünde kalp çizen pilotlar, kalbimizi fethetti.