Şehirde müzik var, hayat var, aşk var…

Bazan oturduğum yerde

Kendikendime dalıp giderim,

Bulanık geçmişimle.

Genişleyen halkalar çizerim,

Bir düşün uyanık imgesine.

Gölünüze taş düşerim.

 

Sizse hep konuşursunuz

Sığınıp kof sözlere,

Kaçarak kendinizden

Uğuldayan hüznünüzle.

Telâşla geceyi bulursunuz.

Gözünüze yaş düşerim.

 

Metin Altıok’un ölümsüz şiiri “Düşerim”i, Fazıl Say’ın piyanosu, Serenad Bağcan’ın sesinden dinlerken tüylerim diken diken oldu… Hala mırıldanıyorum.

Gölünüze taş düşerim.

Gözünüze yaş düşerim. diye diye….

 

Ailecek 14. Uluslar arası Antalya Piyano Festivali’nin açılış konserine gittik…

Ergenlik yaşındaki çocuklara-pardon gençlere- protokol kurallarını, neden koyu renk giysi ile gitmek gerektiğini anlatmak çok zor. Efe ve Ege’de kırmızı – yeşil pantolonları, ayaklarında en sevdikleri futbol ayakkabıları ile gittiler festivalin açılış konserine. Protokolün ve sanat dünyasının tanınmış isimlerinin arasında kramponlu iki piyanist.

Gençlere fazla müdahale edip, her hareketlerini eleştirip, sanattan, eğitimden kısacası yaşamdan soğutmaktansa, seçimlerine saygı göstermek gerekiyor.

Fazıl Say’ın “Su” eseri müthişti. Ama bizi en çok, konserin ikinci bölümündeki “İlk Şarkılar” etkiledi. Serenad Bağcan’ın sesinden, ünlü ozanlarımızın ölümsüz eserlerini dinlerken kendimizden geçtik…

Konser arasında ünlü gazeteci İsmail Küçükkaya ile sohbet etme fırsatımız oldu. Efe ve Ege, hatıra fotoğrafı çektirdi. Konser sonrası Ege ve Efe için Fazıl Say’a ve Serenad Bağcan’a festival kitapçığını imzalattım. Bağcan, “Ben aynı zamanda gençlere yaşam koçluğu yapıyorum, onlara moral vermek lazım” diyerek sadece imzalamakla kalmadı, birkaç satır mesaj yazdı. Müzik, şiir, sanat dolu çok keyifli bir akşam oldu. Bu festivali Antalya’ya kazandıran ve yaşatan Kadir Dursun’a ne kadar teşekkür etsek az.

Birbirinden ünlü sanatçılar 1 ay boyunca Antalya’da olacaklar. Kaçırmamak lazım. 

http://www.antalyapiyanofestivali.com/14/festival-programi/