Hayat kusursuzluk hariç her şeydir!

Çok çarpıcı ve derin bir cümle… Daha önce benzer bir cümleyi sevgili arkadaşım Elif kullanmıştı.. Duvardaki seramik tablonun çatlaklarına bakıp, “Hayat gibi” demişti… “Kusursuz değil”…

Sanki hepimiz kusursuz olma yarışına girmiş gibiyiz…

Güzel bir kitap okudum… Laurent Gounelle’in “Mutlu Olmak İsteyen Adam” adlı kitabı…

Aynı yazarın “Tanrı Daima Tebdili Kıyafet Gezer”ini de beğenmiştim.

Kitabı okurken elimden kalem düşmedi… İlginç anekdotları not aldım, bolca satırın altını çizdim…

Onlardan bir kaçını paylaşmak istiyorum…

Şansa inanır mısınız?

….Avrupa’da çok tuhaf bir deney yapıldı. Bazıları kendilerini şanslı gören, bazıları ise görmeyen gönüllüler bir sınava tabi tutuldu. Her birine bir gazete veriliyor ve içinde yayımlanmış fotoğrafların tam sayısını birkaç dakika içinde hesaplamaları isteniyordu. Birkaç sayfa sonra, gazetenin tam ortasında büyükçe bir ilanla karşılaşmışlardı ve ilanda iri puntolarla şöyle yazıyordu; “Saymaya gerek yok: Bu gazetede 46 fotoğraf var.”

Şanslı olduklarını düşünen insanların hepsi bu mesajı okuyunca saymaya son vermişler. Gazeteyi kapatıp araştırmacıya “kırkaltı fotoğraf var” demişler. Peki sizce, şanssız olduklarını düşünenler ne yapmış?

Gazetenin sonuna kadar saymaya devam etmişler. Ama onları ilanı neden dikkate almadıkları sorulduğunda hepsi birden “İlan mı, ne ilanı?” demiş. Hiçbiri ilanı görmemiş.

Siz de herkes kadar şanslısınız ama belki de karşınıza çıkan fırsatlara dikkat etmiyorsunuz.

“Bebeklerden öğrenecek çok şeyimiz vardır. Yürümeyi öğrenen bir çocuğa bakın. İlk seferde başardığını mı sanıyorsunuz? Tam ayakta durmaya çalışırken, hop düşüverir. Acı bir yenilgidir bu, ama yine de derhal yeniden başlar. Yeniden doğrulur, yeniden düşer! Bir bebek yürümeyi öğrenmeden önce ortalama iki bin kez düşecektir.”

 

Eğer hiçbir şeyden vazgeçmezseniz, seçmekten kaçınırsınız. Seçmekten kaçındığınızda, istediğiniz hayatı yaşamaktan kaçınmış olursunuz.”

Hayat başkalarına açılmaktır, kendi içimize kapanmak değil. Başkalarıyla bağ kurmayı sağlayan her şey olumludur.

İnsanları yalnızca bizim ideallerimize uygun davrandıklarında sevmek sevgi değildir… Sevgi dolu bir ailede bile herkes kendi hayatını yaşamalıdır.

Başkalarıyla ilgili şeyler hakkında genelleme yapmaya son verildiğinde ve herkes, aslında kendisini aşan bir bütünün, insanlığın ve hatta daha ötesinde evrenin parçası olsa bile birey olarak ele alındığında, yaşamın içine doğru büyük bir adım atılmış olur.

Üzerine dikkatimizi verdiğimiz şey genişler ve büyür. Eğer projektörleri bir kişinin meziyetlerine çevirirseniz, bunlar önemsiz bile olsa giderek büyür, üstün olana dek gelişirler. Size, sizin niteliklerinize ve kapasitenize inanan insanların çevrenizde olması bu yüzden önemlidir…

Para nasıl kazanılıyor ve nasıl harcanıyor?

Para bütün hayalleri, yansıtmaları, korkuları, nefretleri, hasedi, kıskançlığı, aşağılık komplekslerini, büyüklük komplekslerini ve daha bir çok şeyi somutlaştırır.

Özlem duyulan maddi düzey ne olursa olsun, ona erişildiğinde daha fazlası istenir. Bu gerçekten de sonsuz bir yarıştır.

Para eğer en iyi yanlarımızı vererek yeteneklerimizi uygulamaktan kaynaklanıyorsa sağlıklıdır. Bu durumda onu kazanana gerçek bir tatmin sağlar. Ama eğer başkalarını, örneğin müşterileri ya da iş ortaklarını suistimal ederek kazanılmışsa, bu durumda, sembolik olarak, negatif enerji denebilecek şeyi yaratır.

Şamanlar buna “Huşa” derler. Bu Huşa tüm dünyayı aşağı doğru çeker, ruhları kirletir ve sonuçta soyulanı da soyguncuyu da mutsuz eder. Soyguncu bir şey kazanmış gibi hissedebilir kendini, ama onun içinde biriktirdiği şey, daha fazla mutlu olmasını engelleyecek bu Huşa’dır. İnsan yaşlandıkça bu yüzden okunur, üstelik biriken servet ne olursa olsun, bu böyledir… Oysa ki, kendindeki en iyi şeyi vererek ve başkalarına saygı göstererek para kazanan kişinin kendisi de serpilip gelişerek zenginleşir…

 Maddi mal biriktirmekle yetinilirse, o zaman yaşam anlamını yitirir. İnsan yavaş yavaş kurur.

Başarılı bir hayat nedir?

  “….Başarılı bir hayat, kişinin arzularına uygun sürdüğü, daima kendi değerleriyle uyum içinde hareket ettiği, yaptığı şeye elinden gelenin en iyisini kattığı, olduğu haliyle uyum içinde yaşadığı bir hayattır. Ve mümkünse, kendimizi aşma fırsatını elde ettiğimiz, kendimizden başka bir şeye kendimizi adamadığımız ve insanlığa çok mütevazı da olsa, küçücük de olsa bir şey kattığımız bir hayattır. Rüzgara bırakılmış küçücük bir kuş tüyü. Başkalarına bir gülümseyiş.”

 

 

 

Laurent Gounelle “Mutlu Olmak İsteyen Adam”

Pegasus Yayınları.

Hayat küçük şeylerden oluşur!

Önemli olan dışarıdan mükemmel görünmek değil…
Birbirinin içini mükemmel görmek.
Ve o gördüğün şeyi en derindeki tortularıyla, duvarlarındaki lekeleri ile, ucundaki yeşil küfüyle falan sevmek. Mükemmeli aramaktan vazgeçin.
Ne diyor Osho;

Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar.

 

Gelecekten beklentim!

Bu soruyu son günlerde çok sık duyar oldum; “Gelecekten beklentin nedir?”

**

İtiraf edeyim 45 yaşına gelmiş bir insan olarak, soran dostlara doğru düzgün bir yanıt veremedim. Her defasında geçiştirdim bu soruyu.

Çünkü basit sorular hep zor gelmiştir bana!

**

Günlerce bu sorunun yanıtını düşündüm durdum.

Kariyer mi? Adımın önüne koyacağım bir unvan mı? Pöh!

Politika olabilir mi? Pöh!

Ne peki?

Benim hedefim ne? Gelecekten ne bekliyorum?

**

Kafamı her yastığa koyduğumda, kendimle kaldığım her an kendime bu soruyu sordum;

“Gelecekten beklentin nedir?”

**

Epeyce kafa yorduktan sonra kendime şu hedefi koydum.

Gelecekten tek beklentim;

Sabah 06.30’da uyanıp, fırına gitmek ve çocuklar için sıcak zeytinli açma alıp, güzel bir kahvaltı hazırlamak.

**

Evet! Yaşamdan, gelecekten tek beklentim, tek hedefim bu.

Çok mu basit?

 

Hergün karşılaştığımız objeler

Sanal dünya, sosyal medya bir alem. Kabus gibi geçen bir günün ortasında karşınıza çıkan bir mesaj tüm kara bulutların dağılmasına yol açabiliyor.

Onedio’da yayınlanan resimleri seviyorum. Yaşama farklı bakmaya yöneltiyor. Aşağıdaki fotoğraflar benim de masamda yer alan bir çok malzemenin, küçük bir kalem darbesi ile nasıl kimlik değiştireceğini anlatan güzel örnekler.

 

Ben bunlardan esinlenip, ataç ve şarap mantarı ile bir tane yaptım. Size de tavsiye ederim.

 

 

Kaynak: http://www.mymodernmet.com/profiles/blogs/victor-n…