OMM; Anadolu’nun Kalbi

Renkli, eski evleri, sıcak samimi esnafı ve yöre halkı, Kurşunlu Külliyesi, Ahşap Eserler Galerisi, Tayfun Talipoğlu Daktilo Müzesi, yaz yaz bitmiyor Cam Sanatları Müzesi, Mumya Müzesi…

Odunpazarı’nı gezmeye doyamıyor insan. Dikkat ederseniz daha hiç Eskişehir’den bahsetmedim.

OMM’u duyunca, hele mimarisini görünce, dedim ki burayı mutlaka gezmeliyim. İlk fırsatta Antalya’dan düştük yollara.

OMM, Odunpazarı Modern Müze’nin kısaltması.

11

Eskişehir’in tarihi Odunpazarı evlerinin arasında yer alan OMM binası, dünyaca ünlü Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates (KKAA) tarafından tasarlanmış; kendisi de Eskişehirli olan mimar ve koleksiyoner Erol Tabanca tarafından hayata geçirilmiş.

OMM, Türkiye’den ve dünyadan modern ve çağdaş sanat eserlerinin sergilendiği bir buluşma noktası. OMM’un kurucuları Erol Tabanca, Rana Erkan Tabanca, İdil Tabanca ve Cem Siyahi.

13
Mümkün olduğunca az beton kullanması ve ahşap, taş, kağıt gibi doğal malzemelere ağırlık vermesi ile bilinen Kengo Kuma and Associates, felsefesini “Doğa ile mimariyi, ‘bina’ ve bulunduğu ‘lokasyon’ arasında güçlü bir bağ kurulmasını sağlayacak şekilde harmanlamak” olarak tanımlıyor. OMM binasında da Odunpazarı bölgesinin tarihi dokusunu çağdaş bir bakış açısıyla buluşturuyor. Odunpazarı sivil mimarisi, Osmanlı kubbe mimarisi ve geleneksel Japon mimarisinden esintiler taşıyan OMM mimarisinde dört ana unsur ön plana çıkıyor: Geometri, ışık, kümelenme ve ahşap. Basit geometrik çizgilerin karmaşık görüntülere dönüşmesi, mekana süzülen nitelikli ışık, tek bir çizgiyi takip etmeyen formlar ile sıradanlığı kıran mimari kümelenme ve Odunpazarı’nın tarihi dokusuna gönderme yapan ahşap yapı sistemi, müze mimarisinin ilham kaynaklarını oluşturuyor.

“Vuslat” Erol Tabanca Koleksiyonu’ndan Bir Seçki

OMM’un girişinde sizi Haldun Dostoğlu’nun küratörlüğünü yaptığı “Vuslat” sergisi karşılıyor.

Kuruluş hedeflerinden biri kalıcı koleksiyonunu daha çok insanla buluşturmak olan OMM’un çatısının altında resim, heykel, enstalasyon ve yeni medya sanatından örnekler bulunuyor. Kalıcı koleksiyonda Nejad Melih Devrim, Jaume Plensa, Fahrelnissa Zeid, Marc Quinn, Canan Tolon, İnci Eviner, Erol Akyavaş, Burhan Doğançay, Erdağ Aksel, Julian Opie ve Gülsün Karamustafa’nın da arasında olduğu sanatçıların eserleri var.

44

“Vuslat”, isminden de anlaşılacağı üzere bir kavuşma hikayesi. Erol Tabanca’nın 2000’lerin başından beri oluşturduğu koleksiyondan bir seçkinin yer aldığı sergi, 1950 sonrasından günümüze, Türkiyeli ve uluslararası sanatçıların işlerinden örnekler taşıyor. Sergi, Türkiye sanat tarihinde çığır açan usta sanatçıların eserlerini, çağdaş ve genç sanatçıların yakın dönemdeki üretimleriyle bir araya getirerek bir anlamda farklı kuşakları birbirine kavuşturuyor.

Küratör Haldun Dostoğlu,“Vuslat” seçkisinin yapıldığı Erol Tabanca Koleksiyonu’nu “Dünyadaki tüm koleksiyonlar gibi, zamanla dönüşümler geçirmiş, tek omurga etrafında gelişmek yerine farklı hikayeler üzerinden büyüyen, çoksesli, çoğulcu bir koleksiyon” sözleriyle tanımlıyor.

Dostoğlu’nun seçkisiyle “Vuslat”, içinden umudun, düşlerin, bu toprakların büyüsünün, geleneğin, gücün, kısacası “bizim” geçtiğimiz filigranlar sunuyor. Sergi 28 Mart 2020’ye kadar görülebilir.

77

Tanabe Chikuunsai IV’ün Mekana Özel Yerleştirmesi

OMM’daki en çarpıcı eser hiç şüphesiz Japon sanatçı ve zanaatçı Tanabe Chikuunsai IV’ün Mekana Özel Yerleştirmesi. Zanaatçı çünkü Tanabe Chikuunsai, Japonya’nın en tanınmış bambu ustası ailelerinden birine mensup. Bambu sanatını çocukluğundan itibaren aynı zamanda ustası olan babasından öğrenmiş. Tokyo Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin heykel bölümünden 1999’da mezun olduktan sonra çalışmalarını Osaka’da devam ettirmiş.

Chikuunsai ailesinden gelen bambu sanatçıları, her kuşakta, bir yandan bu geleneksel sanatı korurken, bir yandan da eserlerine özgün bir teknikle farklı bir boyut getirmeleriyle tanınıyorlar.

Chikuunsai IV, OMM için Japonya’nın yalnızca Kochi bölgesindeki bir dağda yetişen “kaplan bambu” türünü kullandığı yerleştirmesini anlatırken, “Doğadaki dört elementi tema olarak aldım” diyor. “Su, ateş, hava ve toprak. Beşinci element ise boşluk, ona kimimiz evren, kimimiz uzay diyoruz. Eskişehir’e seyahatlerimde ve burada geçirdiğimiz iki haftada karşılaştığım insanlar, onlarla etkileşimim, beşinci elementin bir parçası oldu.”

Tanabe Chikuunsai IV’ün eserleri, aralarında British Museum, Victoria and Albert Museum ve Metropolitan Museum of Art’ın da olduğu 21 müzenin kalıcı koleksiyonunda yer alıyor.

8 Eylül 2020’ye kadar görebilirsiniz. Bu büyüleyici çalışmayı mutlaka görmelisiniz.

Bugüne kadar hiçbir eserin karşısında bu kadar uzun süre kaldığımı hatırlamıyorum.

10

OMM’un üst katlarına çıktıkça şaşkınlığınız artıyor. Türk ve yabancı sanatçıların yapıtları, binanın yalın ama bir o kadar da şaşırtıcı mimarisi içinde dolaşırken, kendisine hayan bırakıyor. Belki abartıyorum ama böyle bir vizyona tanıklık etmek, gerçekten çok ama çok özlediğimiz bir şey değil mi?

OMM, bozkırda açan çiçek gibi. Belki bu yüzden “Anadolu’nun kalbi” başlığını koydum. Evet Yılmaz Büyükerşen gerçeği var. Eskişehir’i Avrupa’nın en modern kentlerinden biri haline getirdi. Ama “OMM” başka bir şey.

99

“Sevimsiz İnsanların Yüzü Birbirine Benzer mi”

Sanatçı Guido Casaretto’nun “Sevimsiz İnsanların Yüzü Birbirine Benzer mi” adlı dev eseri ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği yapıtlardan biri. Açıklamasında şu ifadelere yer veriliyor; “Üç boyutlu sanal model David’in derisi gerçek insanların fotoğraflarından oluşan bir kolajdır. Casaretto, David’i referans noktası alarak önce bir heykel yapar. Sonra bu heykelin yüzeyine kalemle fotogerçekçi bir deri betimler. Temsili deri, yarısı sanal David’in algoritmasından diğer yarısı kaynağını bulmanın mümkün olamayacağı fotoğraf referanslarından oluşan el ürünü bir kopyadır.”

12

Türklerin hayali uzay istasyonu

Londra’da yaşayan, kıyafetlerini Madonna ve Rihanna gibi ünlülerin de giydiği moda tasarımcısı Dilara Fındıkoğlu’nun OMM için oluşturduğu üniformalar da hayli ilgi çekici. “Dilara Fındıkoğlu OMM ile ortak üretiminde başka bir dünyanın Türkiye’ye ait hayali uzay istasyonunun, gelecekteki yeni bir gezegenin üniformalarını yaratıyor.” OMM’un çıkışındaki hediyelik eşya bölümüne girmeden hemen önce duvarlarda fotoğraflarını görebilirsiniz.

88

Bebekli aileler için sergi turları

OMM’un ziyaret saatleri; salı – perşembe – cuma – cumartesi 10.00 – 18.00

Çarşamba günleri 10.00-20.00

Pazar günü ise 11.00 – 18.00

Giriş ücreti 20 TL.

Rehberli turlar 30 TL.

Cuma günleri 11.00-12.00 saatleri arasında bebekli aileler için sergi turları var. Çok hoş değil mi?

22

‘Bir yerde oteliniz varsa oraya mutlaka bir de müze açın’

Bu yazıyı yayınlamak için çok uzun zaman bekledim. Aslında Erol Tabanca gibi bir vizyoneri yakından tanımak isterdim. Dünya Gazetesi’nde okuduğum haberden alıntılıyorum. Odunpazarı Modern Müze Vakfı Kurucusu Erol Tabanca, Turizm Yatırımcıları Forumu’nda yatırımcılara şu tavsiyeyi veriyor;

“Bir yerde bir oteliniz varsa oraya mutlaka bir de müze açın. Bizim Eskişehir’de otellerimizin doluluk oranları müze açıldıktan sonra yüzde yüz arttı. Bugüne kadar uluslararası anlamda pek çok önemli ticari projeye sahip oldum fakat hiçbirisi insanlar üzerinde OMM kadar etkili olmadı.”

“OMM’da bir Türkiye blog buluşması yapılsa ne şahane olur” dedim içimden.

Hemingway’in Bahçesindeki Ölü Yapraklar

Antalya Kültür Sanat, turistik kentimin dünyaya en açık penceresi.

Kentin, antik çağın mirası ile modern dünyanın kokuşmuşlukları arasına sıkışmış, somurtkan yüzünde, zoraki de olsa gülmeye çalıştıkça ortaya çıkan bir gamze gibi AKS.

Neredeyse işlerden arta kalan tüm zamanlarımı sıklıkla AKS’ın kafesinde ve sergilerinde geçiriyorum. Çevremdeki herkese de tavsiye ediyorum.

 Antalya Kültür Sanat, 2019 güz sezonuna ‘yeni/başka’ dünya tasavvurlarını yapıtlarına yansıtan üç sanatçının sergisiyle başladı. Kendi içinde birbirlerine gizli geçitleri olan ama üçü de birbirinden farklı üç sergi.

tayfun

AKS’nin üçüncü katından başlayarak her katta bir sergi var. Üçüncü katta; tuvallerinde gerçeküstü evrenler kurgulayan sanatçı Elvan Alpay’ın “Cennet Uzaklarda Bir Vaat mi?” adlı sergisi, ikinci katta; kurutulmuş yaprak, çiçek gibi ölü-doğa malzemeleri, doğadaki hallerinin aksine, organize bir biçimde kurgulayarak kompozisyonlar yaratan Tayfun Erdoğmuş‘un “Yeni Dünya Katmanları” adlı sergisi, birinci katta ise; resimlerinde boyanın kimyasına müdahale ederek yeni organik formlar elde eden Melek Mazıcı’nın  “Şeffaf Yansımalar” adlı sergisi.

Sergiyi açılışta sanatçılar Elvan Alpay, Tayfun Erdoğmuş ve küratör Haldun Dostoğlu’nun eşliğinde gezme fırsatı buldum. Harika bir deneyimdi.

Bazen size çok sıradan ve yapımı kolay gelen ya da baktığınız zaman hiçbir anlam ifade etmeyen bir eser, hikayesini sanatçıdan dinleyince, ya da sanatçısıyla tanışınca bambaşka bir yapıta dönüşüyor.

tayfun3

Sanatçı Tayfun Erdoğmuş’un yaprakları gibi. AKS’nin ikinci katında bir duvarı boydan boya kaplayan kirli beyaz, üzeri küçük kahverengi noktalarla bezeli eserin hikayesini dinlerken, kendimi bir anda ünlü yazar Ernest Hemingway’in Küba’daki evinin bahçesinde buldum. Yapıtlarında, doğada ölü halde bulunan yapraklar ve çiçekleri kullanan sanatçı, Hemingway’in bahçesindeki ölü yaprakları topladığını ve bazı eserlerinde bunları kullandığını anlattı.

Bu tablo Almanya’da bir galeride sergileniyor muş.

Sergi ve sonrasındaki söyleşi boyunca Hemingway’in bahçesindeki ölü yapraklara takılıp kaldım. Kim bilir Yaşar Kemal’in bahçesindeki ölü çiçekler ve yapraklardan nasıl bir tablo ortaya çıkar. Ahmet Arif’in, Nazım’ın. Gülhane Parkı’ndaki ceviz ağacının ölü yapraklarından nasıl bir tablo yapılır?

aks31

Galeri Nev İstanbul işbirliği hazırlanan sergilerde sanatçılar kendi “yeni / başka dünya tasavvurları”nı yapıtlarıyla ifade ederken, AKS, yaşamakta olduğumuz iklim krizine karşı  “yeni / başka dünyalar tasavvur etmeli ve yaşama biçimlerimizi değiştirmeliyiz”  fikrini bütün sezon etkinliklerinin ana eksenine yerleştirerek farkındalığa katkı yapmayı amaçlıyor.  Koyu Yeşil Belgeselleri kuşağı ağaç ve ormanı, AKS’ta Sinema distopya filmlerini merkeze alırken çocuk ve yetişkinler için iklim krizi farkındalığını artıracak atölyeler planlanıyor.

1 Aralık 2019 tarihine kadar devam edecek olan üç sergi, Pazartesi hariç her gün 11:00-19:00 arasında, Perşembe günü ise 11:00-21:00 arasında gezilebilir. Sergi girişleri Uzun Perşembe saatleri olan 19:00-21:00 arasında ücretsiz.