Harese!

Harese nedir bilir misin oğlum? Arapça esi bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.”

h

Ömer Zülfü Livaneli’nin “Huzursuzluk” romanı bu kısa öyküyle başlıyor. Çok etkileyici değil mi?

Serenad

Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi’nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran’ın (36) ABD’den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner’i (87) karşılamasıyla başlar.

1930’lu yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile’ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.

Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.

Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad’da Zülfü Livaneli’nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi.

Yazar:Zülfü Livaneli

Sayfa Sayısı: 484
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan Kitap

Moğol Kurdu

Temuçin’in kazandığı başarıların yankısı bozkırda dörtnala yayılıyor ve dün onu terk edenler bugün atlılarının ve okçularının arasına katılıyordu. Zeki ve sabırlı Temuçin’in içgüdüleri bir kurdunki gibidir. Yanında, her türlü güçlük karşısında dimdik ayakta kalmayı başaran sadık dostu Borçu, tüm dünyanın tanıdığı ve önünde korkuyla diz çöktüğü Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu Cengiz Han’ın, yani Temuçin’in büyüklüğünün en yakın tanığı olacaktır.

Temuçin’in Moğol boylarını kendi sancağı altında toplaması yirmi yılını aldı; daha sonra fetihlere çıktı ve tutulmaz atlılarıyla, Çin ve İran gibi İmparatorluklara diz çöktürdü, kendi ordusundan on kat daha kalabalık orduları bozguna uğrattı ve alınmaz denilen kaleleri alarak, görkemli uygarlıklara son verdi.

Borçu’nun anlattığı bu öykü bize, ‘Gog ve Magog topraklarından çıkan felaketin’, yani bütün halkları tek bir kağanın egemenliği altında toplayarak aralarındaki anlaşmazlıklara son vermeyi başaran Cengiz Han’ın ruhu ve dehası konusunda fikir veriyor. Aynı zamanda Kağan’ın kan kardeşi olan saf ve sadık Borçu, bu destandan bir de aşk romanı çıkarıyor.

Temuçin’in kadınlarını ve atlarını başkalarından, hatta en sadık dostundan nasıl kıskandığını yaşayarak öğrenecektir. Homeric adını kullanan yazarın diğer eserleri Ourasi le roi faineant, I’ Aventure da Mazeppa ve 1992’de yayımlanan Oedipe de cheval’dir.

Yazar:Homeric
Çevirmen:Ali Cevat Akkoyunlu
Sayfa Sayısı: 452
Baskı Yılı: 2008
Yayınevi: Doğan Kitap