Soru: kışın yatar, yazın kalkar!

Antalya’da şu sıralar favori mekanlarımın başında eski Sobacılar Çarşısı yeni adıyla Demircileriçi’nde açılan Fikret Otyam Sanat Galerisi geliyor. Sergileri kaçırmamaya çalışıyorum.

Şimdi galerinin yanına bir de Soba Müzesi açıldı. Türkiye’de bir ilk.

Avrupa’da Viyana’da, Amsterdam’da Prag’da adım başına bir müze düşüyor. Bira müzesi, çikolata müzesi, neredeyse her şeyin müzesi var. Amsterdam’da uyuşturucunun bile müzesi vardı, tuhafımıza gitmişti. Ünlü ressamların, sanatçıların adını taşıyan müzeleri saymıyorum bile.

Nihayet Antalya’da da konsept bir müzemiz oldu; Soba Müzesi.

 

Gezenlerden biri anı defterine şöyle bir not düşmüş;

“Kitapların sobalarda yakıldığı bir ülkede, kitapların içine sobaların konduğu bir müze doğdu.” diye.

Haksız da değil hani. Rahmetli babam, darbecilerin korkusuyla çok kitap yaktı, yakmaya kıyamadıklarını gömdü. Müze’de temsili olarak bu dönemin canlandırıldığı bölümü görse eminim çok gülerdi. Ya da hüzünlenirdi kimbilir.

Odun sobasının üzerinde kızartılan ekmekler, pişirilen kestaneler, demlenen çaylar, masallar, türküler, özlemler…

Duvarda bir soru: Kışın yatar, yazın kalkar

Yanıt; tabiî ki Soba…

Antalya Büyükşehir Belediyesi Soba Müzesi hatıraları canlandırıyor.

Soba Müzesi’nde çini, salamandra, döküm, şömine, gaz, ocaklık, kuzine, teneke, ve tabiî ki ördek soba, bir de unutmadan Şair Sunay Akın’ın hediye ettiği oyuncak sobalar sergileniyor.

Duvarlarda ünlü edebiyatçılarımızın sıcacık dizeleri var.

Alt katında barkovizyonda TRT’nin hazırladığı bir soba belgeseli yayınlanıyor.

Pazartesileri hariç haftanın her günü 09-30 – 12.30 / 13:30 – 18:30 saatleri arasında gezebilirsiniz.

Soba Müzesi’ne gitmişken, Fikret Otyam Sanat Galerisi’ni ve Demircileriçi’ndeki el sanatları atölyelerini de gezmenizi tavsiye ederim.

Son söz: müze alkışı hak ediyor ama büyükler için 6 lira giriş ücreti çok be hocam.

   

 

  

 

 

 

Güzel şeyler

 

Çocukluğumda Antalya’ya tatile gelen eş-dostun giderken otomobillerinin ön tarafına yeşil yapraklarıyla sarı sarı limonları koyduklarını hatırlarım. “Antalya’dan geldiğimiz belli olsun” derlerdi.

 

 

 

Eski adıyla Sobacılar, günümüzdeki ismiyle Antalya Demircileriçi’nde artık soba yapan usta kalmadı. Ama birbirinden güzel bakır tablolar yapan zanaatkarlar var.

 

 

Trafikte korna sesinden nefret ediyorum. Eşim garantici bir sürücü olduğu için sık sık kornaya başvuruyor. Eleştirdiğim zaman “Sen otomobil kullanmadığın için rahatsın” diyor. Haklı olabilir. Antalya Emniyeti’nin “Daaaaaatma!” kampanyasını gönülden destekliyorum.

 

 

Konyaaltı Sahili’nin çakıltaşları sanatçılara ilham veriyor. Biz de çocuklarla sık sık toplayıp çeşitli resimler yapıyoruz. Konyaaltı’nın çakıltaşları Antalya Akvaryum’da magnet olarak 10 liradan satışa sunuluyor.