Gençlik Tutkularımız

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) tarafından kente kazandırılan Antalya Kültür Sanat, kentin önemli bir kültür ve sanat merkezi haline geldi. Bir yandan sergiler ve yetişkinlere dönük sanat seminerleri ve çocuklar için sanat atölyeleri düzenleniyor, diğer yandan felsefe konuşmaları, konferans ve paneller, müzik dinletileri, sinema ve belgesel gösterimleri yapılıyor.

AKS’ın yeni sergisi “Bizim Sayfiyelerimiz: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Sanat Koleksiyonu’ndan Bir Seçki” açıldı. Türk resim sanatının önemli isimleri Abidin Dino, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Fikret Otyam gibi sanatçıların eserlerinin de yer aldığı sergi, 28 Temmuz 2019‘a dek Antalya Kültür Sanat’ta ziyaret edilebilecek.

aks-1

Serginin Küratörü Prof. Dr. Burcu Pelvanoğlu, sergiyle ilgili bilgi verirken, “Sayfiye ya gençlik tutkularımızı barındırır, ya da gelecekteki düşümüzdür” ifadesini kullandı.

Bu cümle beni Konyaaltı Sahili’nde 1980’li yıllarda kurulan yazlık obalara götürdü. Çocukluğumda birkaç yazı ailecek Konyaaltı’nda kurulan obalarda geçirmiştik. Yine ilerleyen yıllarda –gençlik dönemimizde- bu kez Lara Sahilleri’nde kamplarda yaz’lamıştık. Sahilde yakılan ateşlerin çevresinde söylenen şarkıların, rüzgarın ve karpuzun tadı zihnimin bir yerinde tazeliğini korumaktadır.

aks-8

Sayfiye kültürünün zayıfladığını vurgulayan Pelvanoğlu’nun sözleri önemli:

“Marmara kıyıları ve Adalar’da halen sayfiye kültürü sürse de bugün giderek zayıflıyor. İstanbul’da denize girilen yerlerden artık otoyol geçiyor. Yeni nesil İstanbul’un yazlık olduğu zamanları bilmiyor. Sergide Afife Ecevit’in  Rize adlı eseri yer alıyor, oraya da otoyol yapıldı.  Sayfiye kültürü şimdilerde daha çok güneye kayıyor. Belli bir coğrafyayla sınırlı hale geldi. Antalya, hem yaylaları olan hem her yerinden denize girilmesi nedeniyle sayfiye kültürünün halen canlı olarak yaşandığı bir kent. Serginin burada açılması ayrıca çok anlamlı oldu.”

aks-12

70 eserin yer aldığı sergide Türkiye manzara resminin klasiklerinden Ali Sami Boyar, Hikmet Onat, Ayetullah Sümer, Mıgırdiç Civanyan, İbahim Safi gibi sanatçıların yanı sıra çağdaş resim geleneğinden Nejad Devrim, Abidin Dino, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Mehmet Güleryüz, Fikret Otyam ve Devrim Erbil gibi sanatçıların eserleri bulunuyor.

28 Mart – 28 Temmuz 2019 tarihleri arasında açık kalacak olan sergi, pazartesi hariç her gün 11.00 – 19.00, Perşembe günleri ise 11.00 – 21.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Gerçek Bir Kent, Felsefe ve Sanat Yaratmalı

Şehirde mantıklı bir kaç kelime duymak isteyenlerin sayısı artıyor. Nereden mi biliyorum?

Antalya Kültür Sanat’ta sezonun ilk Felsefe Konuşmaları kapalı gişeydi.

İlk buluşmanın konukları “Değişen/Dönüşen Kentler ve Kentlilik Olgusu: Kentlerde Sinema, Sinemada Kent” başlıklı konuşmalarıyla Akdeniz Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gönül Demez ile Akdeniz Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emine Uçar İlbuğa oldu.

Moderatörlüğünü Doç. Dr. Cihan Camcı’nın üstlendiği söyleşiye büyük ilgi vardı. Merdivenlerde bile yer yoktu. Gözlerime inanamadım. Çoğunluk gençti. Şaşırtıcı olduğu kadar sevindirici bir kalabalık. Etkinliğin ücretsiz olması bunda etkili olmuş mudur? Bence hayır.

Zira kentte son günlerde çeşitli konularda görüşünü dile getirmek ya da görüş almak isteyen, fikir birlikteliği yapan küçük küçük topluluklar oluşmaya başladı. FullAntalya’nın ThinkTalk’u buna güzel bir örnek. Katılımcıları giderek büyüyor.

Gelelim Felsefe Konuşmaları’na. Duyurusunda deniyor ki;

“…Sinema, kent, hız ve teknik modernleşmenin en önemli göstergeleridir. Sinemada anlatılan hikayeler çoğu zaman kent ve kentlilere ya da taşra/kent karşıtlığında bireysel ve toplumsal yaşanan sorunlara ilişkindir. Bununla birlikte sinema-kent ilişkisi sadece konu bakımından sınırlı olmayıp, mekansal olarak da önem taşır. Sinema bir yandan kentsel yaşam görünümlerini bize sunarken, öte yandan kentin görsel deneyimlerini biçimlendirir. Bu bakımdan sinema filmleri ve sinema mekanları bireysel, toplumsal, tarihsel, kültürel bellek bakımından da önemli bir yere sahiptir.”

Söyleşiden aklımda kalanlar;

  • Kent fiziksel bir yapı mı, yoksa başka anlamları var mı?
  • Kent insanı daha özgür ama aynı zamanda aşırı uyarıcılar nedeniyle bezgin.
  • Kentli sürekli bir yerlere yetişme telaşı içinde…
  • Tüketim üzerinden kimliklenen bölgeler var.
  • Yeni Antalyalılar kent tarihi ile kopuk bir hayat sürüyor.
  • Saray Sineması, Yıldız Sineması apartman oldu. Bugünkü Yenikapı-Karaalioğlu Parkı girişinde 1918’de açılan Elhamra Sineması’nın yerinde bankamatikler var.
  • Ve son söz: Gerçek bir kent, felsefe ve sanat yaratmalı.

Üç Güzel Şey!

Yaşamda karşılaştığım hoşlukları paylaşmaya çalışıyorum “Üç Güzel Şey” diyerek.

Aklımda hep şair Gülten Akın’ın “İlk Yaz” şiirinden dizeler.

“Ah, kimselerin vakti yok

Durup ince şeyleri anlamaya”

**

Kabalıkların altını kalınca çizerek, güzel şeyleri görmezden gelerek yaşıyoruz sanki.

Belki bilmek istersiniz, farketmemişsinizdir diye bir saksı, bir mezar taşı ve bir sergi paylaşıyorum bu kez.

muduru

Saksı

“Çiçekler, doğanın renkli kırılgan çocuklarıdır.”

Böyle diyor Mudurnu Belediyesi.

Sokakları güzelleştirirken, şiirsel bir mesaj güzel olmamış mı? Benim çok hoşuma gitti.

mezar1Karı ve Koca Mezar Taşı

Mardin Müzesi’ndeki bu mezar taşı üzerinde Grekçe şöyle yazıyor;

“Papinios oğlu Aigeos yaşarken ve aklı başındayken kendine ve eşi Kyriate için yaptırdı. Anısı hoş olsun” Aklı başındayken… Hoş değil mi?

img_3154

Zamanın Sessiz Tanıkları

Antalya Kültür Sanat, “Zamanın Sessiz Tanıkları – Merey Koleksiyonu’ndan Seçkiyle Türk Resminde Portre – Otoportre” sergisine evsahipliği yapıyor. Sergi bugüne kadar Türkiye’de açılmış en kapsamlı portre sergisi. İbrahim Çallı, Nuri İyem, Neş’e Erdok,  Bedri Rahmi, Abidin Dino, Mehmet Güreli gibi farklı dönem ve üslupları temsil eden sanatçıların eserlerini göreceksiniz. Ve benim hayranı olduğum tiyatro sanatçısı Zerrin Tekindor’un iri gözlü kadın portresini.

Elinde Işık Parçaları

Antalya Kültür Sanat’ın yeni sergisi Elinde Işık Parçaları – Türk Resminin Paris Macerası 14 Ekim’de açıldı. Sergi Türk resmine damga vurmuş 8 önemli ressamı biraraya getiriyor. Ortak noktaları, uluslararası sanat ikliminde resim yapmak amacıyla 1945-1960 yılları arasında Paris’te yaşamaları olan Fikret Mualla, Abidin Dino, Avni Arbaş, Nejad Melih Devrim, Mübin Orhon, Selim Turan, Albert Bitran ve Hakkı Anlı’nın toplam 54 eseri sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Umarım gezersiniz.

abidindino

Nazım Hikmet, dostu, ressam Abidin Dino’nun Yürüyüş isimli resmini şöyle yorumlamış;

Bu adamlar, Dino

ellerinde ışık parçaları

bu karanlıkta, Dino

bu adamlar nereye gider?

Sen de, ben de, Dino

Onların arasındayız,

Biz de, biz de Dino

Gördük açık maviyi…

aks-17

Dünyayı güzellik kurtaracak

Yaşamda bazı anlar vardır yüreğinize kazınır. Kimi büyük heyecanlardır, sevinçlerdir, hüzünlerdir, hiç bırakmaz sizi. Bazı anlara tanık olduğunuz için gururlanırsınız. “Orada olmak”, torunlara anlatılacak bir madalya gibi göğsünüzde asılı durur.

Antalya Kültür Sanat’ın açılışında bunları hissettim.

 

Rengarenk cephesiyle dikkat çeken binanın tasarımcısı Mimar Sinan Genim’in sözleri binlerce kitaba bedeldi;

“O çubukların hepsini birer insan gibi düşünürseniz, onlar yan yana olmasaydı ve renksiz olsaydı kimsenin dikkatini çekmezdi. Zaman zaman toplumumuzun başına geliyor. Aynı, tek tip düzgün insanları yan yana dizmeye çalışıyor devleti yönetenler, olmuyor. Geçmişte de olmadı, günümüzde de olmuyor, gelecekte de olmaz. Malzeme çok basit boru, öteki de boya. Biraz da onun kendini ifade etmesini sağlıyorsanız. Cepheye dikkatle bakarsanız renkler birbirine gökkuşağı gibi gayet uyumlu bir şekilde geçiyor. Ama maviyle lacivert arasında keskin bir çizgi var. Kimini rahatsız ediyor, kimini etmiyor. O keskin çizgileri de, toplumun içindeki keskin çizgileri de kabul edeceksiniz. Yapılardan yüreklerimize bir şeylerin dokunması lazım. Yapılar ancak o zaman mimari olur.”

**

Antalya Kültür Sanat’ta yıllar boyu sergiler, sergiler, sergiler açılacak, çocuklar sanatın farkına varacak, içlerinden ressamlar, heykeltraşlar, mimarlar, doktorlar, öğretmenler, milletvekilleri, valiler, belediye başkanları belki de başbakanlar çıkacak.

**

Kesin olan şu ki, Antalya Kültür Sanat’tan sonra Antalya’da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

**

Fazlaca iyimser bir düşünce biliyorum; kentteki karar vericiler, mimarlar, müteahhitler, Saat Kulesi’nin önünde midye satan Mardinli çocuklar, Picasso’nun orijinal resimlerine bakıp bunu ben de yaparım diyen sanat eleştirmeni gazeteciler, köşedeki sayısal loto bayii, kira geliri ile vergi rekortmeni olan ticaret erbapları, Dönerciler Çarşısı’ndaki GSM operatörleri, Kalekapısı’nda 2 liraya tavuk döner satanlar, yabancı misafirine 1 liralık kolyeyi 10 liraya pazarlayan kuyumcular, çakma Prada, Versace’yi orijinalmiş gibi pazarlayan işportacılar, hanutçular, İtalyan dondurmacısının ter kokan garsonları, yandaki işhanının ağır abileri, sigara izmaritini caddeye atan Mercedes’li genç, sırf ucuz ve çakma ürünler almak için kent merkezine gelen Rus turist…. gökkuşağı renkli binaya bakıp belki kendilerine çeki düzen verecekler.

**

Kim bilir beki de şair haklıdır: “Dünyayı güzellik kurtaracak”

Sergi hakkında dip not;

“Picasso: Kadın ve Boğa – Doğduğu Evden Gravürler ve Seramikler” sergisinde Picasso’nun 1929 ve 1964 yılları arasına tarihlenen gravür ve seramik çalışmalarından oluşan 54 parça yapıt yer alıyor.

Suna-İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi koordinatörlüğünde düzenlenen, küratörlüğünü Picasso Vakfı, Picasso Evi Müzesi Kültürel Tanıtım Direktörü Mario Virgilio Montañez Arroyo’nun üstlendiği sergiye Cervantes Enstitüsü de katkıda bulundu.

Yaklaşık 2500 yıllık geçmişe sahip bir kentin merkezinde, Málaga’da, Merced Meydanı’na bakan bir evde 1881 yılında dünyaya gelen Pablo Ruíz Picasso geçtiğimiz yüzyıldan itibaren tüm zamanların görme biçimlerine damgasını vurdu. İspanyol sanatçının kişiliğini yansıtan boğa tutkusu ve kadınlara duyduğu hayranlık ise, geniş üretim serüveni içinde en çok tekrarladığı temalar olarak biliniyor.

Sergi için Picasso Vakfı, Picasso Evi Müzesi Koleksiyonu’ndan derlenen gravürler, sanatçının klasisizm, kübizm ve gerçeküstücülüğü birleştirdiği ve dönüştürdüğü yarım asırlık ışıltılı yaratım serüvenini panoramik bir bütünlük içinde sunuyor.

Sergide, Picasso’yu, 20. yüzyılın en büyük sanatçısına dönüştüren durmak bilmez arayış, farklı konuların gerçekçi betimlemelerinden kübist ve sürrealist yorumlarına uzanan gravür ve seramiklerle göz önüne seriliyor.

“Picasso: Kadın ve Boğa – Doğduğu Evden Gravürler ve Seramikler” sergisi, 28 Şubat 2016’ya kadar Antalya Kültür Sanat’ın 3. ve 4. katlarında açık kalacak. Antalya Kültür Sanat, Salı’dan Pazar’a her gün 10:00-18:00 saatleri arasında gezilebiliyor. Perşembeleri ise saat 20:00’ye dek açık tutuluyor.

Adres: Elmalı Mah. Şehit Binbaşı Cengiz Toytunç Cad. No: 60, 07040 Muratpaşa / Antalya