Solucanlara Piyano Çalan Adam

Son zamanlarda bilimsel yayınlara karşı bir merak başladı. Oldum olası dünyayı anlamaya çalışmış, kendi kendime  – ne yapıyorum, niye varım? – gibi karmaşık sorular sormuş, yanıtlar aramışımdır. Pek bulduğum da söylenemez. Bilimsel yayınlara ilgim acaba bu arayışın bir sonucu olabilir mi? Doğrusu bilmiyorum ama bilimsel yayınları okumaktan acayip keyif alıyorum.

Antalya Kitap Fuarı’nda NTV standında eşimin önerisiyle Sargun A. Tont’un  “Solucanlara Piyano Çalan Adam – Bilim ve Bilimcilerin Dünyasında Gezintiler”ini satın aldım. Çok severek okudum. Başucu kitaplarımdan biri haline geldi.

Tont, basit, yalın, herkesin anlayabileceği makaleleriyle, bilim dünyasının bir çoğumuza göre soğuk, karmaşık labirentlerinde keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. Kitapseverlere tavsiye ederim.

Arka kapakta şöyle diyor;

“Birçoğumuz için sıkıcı formüller, yaşamaktan ve tabiattan uzak laboratuvarlar, eğlenceden firar etmiş insanlar dünyasıdır bilim. Sargun Ali Tont, Solucanlara Piyano Çalan Adam’da, formüllerdeki hayatı, deneylerdeki tabiatı, bilimcilerdeki emek ve azimle yoğrulmuş eğlentiyi kendi hayatımızın içine taşıyor. Dünyanın saygın üniversitelerinde dersler vermiş, en saygın dergilerinde makaleler yayınlamış, güngörmüş bir bilimcinin, dil dökmüş bir masalcınınki gibi yaşama sevinci taşıyan üslubuyla. Bu kitaptaki makaleler, sevabıyla günahıyla, bilimcileri ve bilimi size sevdirecek; çünkü onları tanıyacak, öğreneceksiniz. Ve merak etmedeki sihiri görüp seveceksiniz. Avare Dolaşma Derneği’ne katılarak başlayabilirsiniz.”

Yayınevi: NTV
Sayfa sayısı: 264

Uçurtma Avcısı

Emir ve Hasan, Kabil’de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk… Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir’le Hasan’ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur. Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır.

Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California’ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan’ın hatırasından kopamaz.

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları… Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.

Uçurtma Avcısı’nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü…

Yazar:Khaled Hosseini
Sayfa Sayısı: 356
Baskı Yılı: 2012
Dili: Türkçe
Yayınevi: Everest Yayınları

Şairle tanışma…

Siz hiç sevdiğiniz bir şairle tanıştınız mı? Okurken yüreğinize dokunan, kelimeleriyle aklınızı karıştıran, başka baharlara, iklimlere coğrafyalara taşıyan.

Bejan Matur’un Antalya Kitap Fuarı’na katılacağını öğrenince imza gününü iple çekmeye başladım.

Ama zaman o kadar kısaydı ki.

Şair için bir kitap imzalamak ne kadar vakit alırsa, o kadar işte.

“Tanışma” bile denemez aslında.

Oğullarım için üç kitap aldım. Üçünü de Oğullarımın adına imzalattım. Adımı söyleyince twitter’daki mesajlarımdan tanıdığını söyledi. Çok şaşırdım…

Ama zaman o kadar kısaydı ki.

Şimdi bana her zaman yaptığım gibi, okumak ve sevdiğim cümlelerin altını çizmek düştü..

Şairin izni olursa, altını çizdiğim cümleler…

“….Daha büyük acıları vardır belki hayatın

O toprağa basan

Genişlediğini gören ormanın.”

(Peri Ormanı- Ayın Büyüttüğü Oğullar)

 

“…Kalbe değen tuzlu sular yakmadığında

Anne de

Tanrı da

Unutulacak.”

(Akdeniz-Ayın Büyüttüğü Oğullar)

 

“Yol gidenin

Gün dönenindir

Şiir hayatın

Ve görenin.”

(Allah’ın Çocukluğu – Tanrı Görmesin Harflerimi)

 

“…Hayat ne kadar karmaşıksa

İyilik o kadar yalın.”

(Kuzeyde Zaman – Tanrı Görmesin Harflerimi)

 

“…Sonsuzluk benden çıkan ve bana dönen değil

Benden çıkan ve bana dönmeyendir.

Dönmeyendir sonsuzluk.”

(Sonsuzluk Bilgisi – Tanrı Görmesin Harflerimi)

 

“…Kutup yıldızı yerinden oynasa bir an

Balıkçı mı şaşırır yolunu,

Çoban mı unutur ıslığını?

Belki de hiçbir şey

Hiçbir şey hakikatimi değiştiremez.

Yeryüzünün düşüyüm ben

Uykusunu bitiren insan

Uyanınca görecek

Asıl karanlık ötede…”

(Yeryüzünün Düşü  – Tanrı Görmesin Harflerimi)
Vaktim olsaydı eğer, çocuksu bir merakla O’na sormak isterdim; “Neden her kitap siyah bir sayfa ile başlıyor?” diye. Ben aklını kurcalayan soruların yanıtlarını, sahibinden duymak isteyenlerdenim.

Zaman o kadar kısaydı ki.., Soramadım, öğrenemedim.

Sizi de merakta bıraktıysam özür dilerim.

 

Meraklısına Dip not: Aldığım kitaplar TİMAŞ yayınları.