Kestane ağacının mahcubiyeti

Antalyalı gazetecilerin kurduğu Keşif Ekibi ile Toroslar’ın arkasına keyifli bir yolculuk yaptım. Not defterimdekileri sizlerle paylaşıyorum.

 

 

 

 

 İbradı… Antalya’nın uzak ve yalnız ilçesi…

 

İbradı’da ağaçlar, soğuk ve yağmurla birlikte yapraklarından arınıp derin bir uykuya dalmaya hazırlanıyor. O kadar yalnız ki İbradı, sanki her ağaç, her konak, her mezar taşı dile gelip bir hikaye anlatmak istiyor.

 

İbradı, Toroslar’ın nadide çiçeği Kardelen’in anavatanı. Yıllarca talan edilip, soğanları yurt dışına kaçırıldı. (Meraklısı Bülent Ecevit’in Kardelen kitabını okusun) Son dönemde sökümler kontrol altına alındı. İbradı Belediye Başkanı Muharrem Kaya, Kardelen çiçeğinin geçmişte hoyratça talan edilip yurt dışına satıldığını, hatta ambulansla kaçırıldığını anlattı. İbradı’da her yıl Mart ayı sonu Nisan ayı başında (karın durumuna göre) Kardelen Festivali yapılıyor. Bu özel coğrafyayı görmek için güzel bir fırsat.

 

Bir başka zenginlik Altınbeşik Mağarası. Doğanın bir armağanı, mutlaka görülmeli. Ürünlü Köyü’nden mağaraya doğru ilerlerken, eşsiz bir manzara var. Sarı, yeşil bir orman, dağlar, bulutlar, şelaleler birbirine karışmış. Damarlarınızdaki adrenalinin coştuğunu hissediyorsunuz. Biraz ürperti, biraz merak. Dünyanın en büyük ve gizemli mağarası karşınızdayken, içeri girip girmeme konusunda tereddüt ediyorsunuz. 40 yıl önce keşfedilmiş ve bugün sadece küçük bir bölümü ziyarete açık. Aydınlatma küçük bir jeneratörle sağlanıyor. O da çoğunlukla bozuk. Dünyanın en güzel mağarası karanlık. Vali Ahmet Altıparmak’ın talimatı ile mağara girişine portatif tuvaletler konmuş. Ulaşım ve aydınlatma sorunu çözülürse, Antalya turizminin cazibe merkezi olur… Mağaranın güneş enerjisi ile aydınlatılması projesi hazır ama sümen altında bekliyor. Umarım bürokrasiye kurban gitmez, gitmesin.

 

İbradı ve çevresinde her biri 100 yılı aşkın düğmeli evler, konaklar birer mimari harikası. Seyretmeye doyamıyorsunuz. Koruma altındaki konaklar, bölgede bir zamanlar nasıl zengin bir yaşam olduğu hakkında size ipuçları veriyor.

 

Yıllarca önce bir siyahi köle kadının, asılsız bir ihbarın kurbanı olarak asıldığı Dev kestane ağacı. “Arap Astık Ağacı” demişler adına… 16 kişinin kolları bile gövdesini saramıyor. Tam tamına 900 yaşında.

Rivayet olunur ki; İbradı’nın kadıları gittikleri yerlerden hizmetçilerini de beraberlerinde götürürlermiş. Bunlardan biri de Zeynep adında siyahi Müslüman bir kadınmış. Her nedense bu kadın evde yangına sebebiyet vermiş. Kadılar toplanıp kadının kestane ağacında asılmasına karar vermişler. Zeynep asılmış, kadılar huzur bulmuş. O gün bugündür kestane ağacı huzursuz. Sanki yüz yıllık bir mahcubiyeti taşır gibi.

İbradı’da dev bir çınar…

Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt (1923 doğumlu) Cemile Teyze… Elini öptük, hayır duasını aldık. Kalkıp yürümek istedi. Koluna girdik. Yardım kabul etmedi. Oturduğu yerden doğruldu, iki bastonla odayı bir uçtan bir uca yürüdü.

Cemile Teyze’nin yaşadığı konakta ne hikayeler gizli. Duvarların dili olsa da konuşsa. Eliyle bir odayı işaret ediyor. Demirci Mehmet Efe 1921 yılında İbradı’ya gelip her yeri talan etmiş. Taş taş üstünde koymamış. Binlerce altını alıp onlarca ihsanı öldürmüş. İşte bu odada konaklamış.

Bir duvarda, büyük bir Türk Bayrağı. Üzerinde 1957-1958 8. Korea Türk Tugayı yazıyor. Bir başka duvarda Deniz Gezmiş ve Che Guevera’nın resimlerinin yer aldığı kartpostallar. Uğur Mumcu, Aziz Nesin. Bir çok evde olduğu gibi İbradılıların gururu, efsane anayasa profesörü Muammer Aksoy.

İbradı’da en büyük eğlence kahvehanede sıcacık sobanın başında, ajans haberleri dinleyip vakit öldürmek.

Antalya’nın güzelliklerini keşfetmek istiyorsanız, İbradı’dan başlayın.

 

Keşif Ekibi’nin kestane ağacı hatırası / Aralık 2012