Lefkoşa’nın duvarları, Türkan Abla’nın börekleri

duvar (2)

Bazı coğrafyalarda insan kendisini tuhaf hisseder. Yeni bir yer görme merakıyla tatile gidersiniz, ama geçmişinden mi, halkından mı bilmem bir hüzün yapışır üstünüze… Ya da tam tersi kulağınızın içine bir orkestra yerleşmiş gibi, sürekli dans etmek, eğlenmek istersiniz…

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde insan kendisini hep biraz eksik ve buruk hissediyor… Yavru Vatan’dan çok “Yalnız Vatan” gibi.

İki günlük Kıbrıs tatilinden aklıma kazınanları paylaşmaya çalışacağım.

İlki Lefkoşa’nın terkedilmiş izlenimi uyandıran aslında bir bölümü gerçekten kimsenin kullanmadığı muhteşem evlerin bulunduğu Yeşil Hat civarındaki sokaklar…

Sokaklarda çok az insan var! Daha çok çocuklar.

Evlerde sessizlik hakim ama duvarlar çok şey anlatıyor… Hepsinin KKTC’ye özgü anlamları olduğunu düşündüğüm resimlerden bir kaçını fotoğrafladım.

 

 

 

 

 

Yeşil Hat’a doğru çıkan merdivenler Lefkoşalı gençler tarafından gökkuşağı renklerine boyanmış… Demek ki neymiş, artık dünyanın neresinde olursa olsun, ilgi uyandıran bir eylem, bambaşka coğrafyalarda, konuyla ilgisi olmayan insanlardan destek bulabiliyor. Lefkoşalı gençlere bir alkış.

Resimde gördüğünüz bu beyaz saçlı güzel kadın Lefkoşa mutfağının gizli fenomenlerinden… Hiçbir yerde reklamına rastlayamazsınız. Türkan Abla ile tesadüfen tanıştık.. Bir sosyal paylaşım sitesinin yönlendirmesiyle farklı bir restoran ararken karşımıza çıktı. Elimizdeki akıllı telefona mı güvenelim yoksa, adres sorduğumuz insanların “Türkan Abla’nın yerine gidin” sözlerine mi kulak verelim şaşırdık…

Beyaz saçlı, inci küpeli kadın, dükkanını yeni açmıştı…

Masa örtülerini yeni sermiş, araçlar toz kaldırmasın diye dükkanın önünü yeni sulamıştı.

(Bir restoranın masasında kumaş örtü varsa ve temizse oraya güvenebilirsiniz)

– Börek yiyebilir miyiz dedik.

Yüzünde tatlı bir gülümse, dilinde tatlı bir Kıbrıs şivesi…

– Yarım saat sürer, beklerseniz yaparım dedi.

Kıbrıs’a özgü Hellim peynirli, kıymalı börek sipariş ettik. Türkan Abla’ya özgü “Nor” böreğini (şekerli ve tarçınlı) tattık.

Kesmedi, ısrarları üzerine bizim içli köfteyi andıran “Bulgur köftesi”nden yedik… Sıcak sıcak enfesti…

Bir hatırlatma; Kıbrıs’ta genelde demleme çay bulmak zor… Arkadaşlar nefis böreklerin yanında sallama çay içerken, ben Türkan Abla’nın muhteşem Erik Limonatası’nı tercih ettim.

Türkan Abla’nın böreklerine ve sohbetine doyamadık.

Hiç siyaset konuşmadık, cümlelerimizin içinde hiç “Türkiye” geçmedi, Barış Harekatı’na dair bir sözcük kullanmadık. Ama…  söylenemeyen sözler bazen çok şey anlatabiliyor.

Unutmadan adı “Börekci”….

Lefkoşa’ya yolunuz düşerse mutlaka bu hünerli hanımefendinin mutfağına uğramanızı öneririm.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir