Biz Altın Portakal’ın en esaslı “figüranları”ydık!

festivall

Esmeray, sahnede “Gel Teskere Gel Teskere” diye seslendiğinde Konyaaltı’nda binlerce insan hep bir ağızdan “Bitsin Bu Hasret” diye bağırmıştık. Babam elime tutuşturduğu turuncu bir Kasımpatı’yı Esmeray’a vermem için beni sahneye göndermişti. Çocuk kalbim hızlı hızlı atarken, sahneye çıkmıştım. Esmeray yanağıma bir öpücük kondurmuştu. (O zaman cep telefonu yoktu, bu yüzden selfie yapamamıştık.)

Bir Barış Manço konseri hatırlıyorum, Konyaaltı Varyantı’ndan sahile insan seli arasında, en az 100 bin kişi hep bir ağızdan “Gül Pembe”yi söylemiştik.

Sahilde çakıltaşlarının üzerine uzanıp yazlık sinemada Kemal Sunal’a katıla katıla güldüğümüz günleri özlüyorum.

Atatürk Caddesi’nde Antalya Lisesi’nin önündeki kaldırımların dili olsa da konuşsa… Televizyon ekranlarından gördüğümüz sanatçılarla “çak” yapabilmek, okul defterine bir imza alabilmek için saatlerce kortej geçişini beklerdik.

**

Altın Portakal mevsimi yaklaşınca hep gözümün önüne yaklaşık 40 yıl önceki bu fotoğraflar geliyor.

**

Biz Altın Portakal’ın en esaslı “figüranları”ydık.

Ve Allah biliyor bu durumdan hiç şikayetçi değildik.

**

Günlerdir şehrin dört bir yanındaki billboardları süsleyen festival afişlerindeki “Başrolde Sen Varsın Antalya” başlığını görünce gülümsemem bu yüzden.

**

The End.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir