Kendi ıssız adamızı hiç mi keşfedemeyeceğiz?

“Sosyo-psikolojik coğrafya” profesörü Alaistair Bonnett’in “Harita Dışı” kitabında gezegendeki en gizli, en karanlık ve en tuhaf yerler anlatılıyor. Ortak noktaları, dünya atlaslarında yer almamaları ve adreslerinin Google Maps aracılığıyla bulunamayacak olması. Yani Bonnett, yeryüzünün gerçek görünmez kentlerini, yersiz yurtsuz halklarını anlatıyor. Sadece bir farklı yer var: O Google Maps dahil bütün haritalarda var ama aslında hiç olmamış.

Alaistair Bonnett bütün bu yerleri sırf ilginç ve görülmeye değer oldukları için seçmemiş. Ona göre, hiçbirimiz sürdüğümüz hayatlardan çok memnun değiliz; bazen kaçıp uzaklaşmak, yeni yerlerde yeni hayatlar kurmak istiyoruz. Mesela ben bazen arkadaşlarıma “Neverland’de buluşalım” diyorum. İşe bakın ki kaçacak yer yok. Teknoloji sağolsun; dünya küçüldü, herkesin her dakikası biliniyor, her yer sürekli gözetleniyor. Peki, bu durumda biz kendi ıssız adamızı hiç mi keşfedemeyeceğiz? Bonnett’a göre, hâlâ seçeneklerimiz mevcut. Kaçabilir, keşfedebilir, istemezsek bulunamayabiliriz.

Yazının devamı https://egoistokur.com/gercek-gorunmez-kentler-haritada-olmayan-ulkeler/

Masalcı…

Dinledikçe susması, düşündükçe susması…

Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,

Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası….

böyle diyor Özdemir Asaf “Bir Adam” şiirinde…

Mardin sokaklarında gezerken, bir Adam tanıdım … Namını çok duyardım, merak ederdim… Mardin’in taş ve dar sokakları arasında dolaşırken tesadüfen kendimi atölyesinin önünde buldum… Masalcı Ebu Burak…

Asıl Adı Tacettin…

img_1974

İlk izlenim….

Bu adam güzel susuyor. İsraf edecek kelimesi kalmamış gibi.

Dükkanın içi, dışı, sokağı rengarenk şahmaran tablolarıyla süslü. (Utandığım için fiyatlarını soramadım. Ben de böyle bir adamım işte. Sanatçıyla pazarlık etmekten korkuyorum.)

Duvarda, etrafta bolca bakır tepsi ve metal objeler var. Demir işçisi aynı zamanda ama etraftaki eşyalardan çok ellerine bakınca anlaşılıyor.

Belli ki becerikli bir adam. Çok becerikli bir adam.

Masal anlatıyor. Öyle içten anlatıyor ki masalın içinde geziniyorsunuz.

Kafasının içinde de, dükkanının duvarlarında da, sokağında da onlarca hikaye gizli.

img_1983

Mardin Bienali için Fransız sanatçı Thierry Payet tarafından hazırlanmış “Şehrin Duygu Haritası” O’nun kapısında duruyor.  Haritanın bir de kitabı var. Mütevazi kara bir kitap.

Şehrin bütün sırları bu kara kitabın içinde gizli.

“Anlatım – Mardin Hikayeleri” isimli kitapta Mardin Bienali için Ebu Burak’ın atölyesinin önünde vücut bulan enstalasyonda yer alan birbirinden ilginç, etkileyici, kentle ilgili ipuçları veren sözler, anekdotlar yer alıyor.

Hediye ettiği kitaptan altılı çizili satırları paylaşıyorum.

img_1990

Şehir bitmiyor

şehir hep var

anlatacakları var

dinliyorum.

anlattıkça açılıyor

açıldıkça karışıyoruz..

kokusunu, sesini, dokusunu

seni, beni görüyorum,

duvardaki otu…

şehir bitmiyor.

anlatıyorum.

**

mardin

Ellerim beni farklı yerlere götürüyor. Ellerim olmasa oralara gidemem.

**

Çalıştığımda dertlerimi unutuyorum.. Kötü şeylerle zaman geçirecek vaktim yok. Büyük babam derdi ki; soylu kişiler sanatçı doğar. Çalışırken kötü şeyler hissetmem. Hissettiğim sanat, bütünüyle atölyemde bunu hissederim.

**

Atölyede bir yaz gecesi, filozof, Tanrı’nın karşısına çıkıp bir soru sormaya hazır olduğunu söyledi.

**

Mayıs 15’ten sonra düşen ilk yağmurun suyu toplanır, imam tarafından okunur, akreplere karşı korumak üzere evlerin etrafına serpilir.

**

Dükkanında birçok insan hediyelik eşya olduğunu düşündükleri şeyleri alıyorlar, ancak çok daha fazlasılar.

ebu4

Burada anlatılacak çok hikaye vardır, ama bazen hikayeleri anlatmayız ki, hikayeler başka yere gitmesin, Mardin’de kalsın diye.

**

Birisi şöyle yazmış:

“Ebu Burak’ın dükkanı çok özel bir mekan. Buraya özellikle onun için gelirim. İstanbul’dan geliyorum. Birkaç saat kalıyor, sonra geri dönüyorum.

Cennet bahçesi, yılan, elma..”

**

Biri dedi ki; dikkat et, biri hikayelerini anlatabilir. Dedim ki; hikayeleri anlatabilirsin ama hikayeyi anlatanı anlatamazsın. Şiir için aynısı geçerlidir. Şiirleri anlatırsın ama şairi anlatamazsın.

img_1969

Mardin’e  Sipahiler Çarşısı’na (Revaklı Çarşı) yolunuz düşerse mutlaka tanışın.

Ama bir uyarı;

Her şahmaran sahibini bekler. Öyle herhangi birine satmaz..

Kayaköy… Kanatsız Kuşlar Mezarlığı

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini

Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki

**

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara

Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense

**

Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz

Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün…

Ahmet Telli

img_0908

Fethiye’de bir köy var. Adı: Kayaköy. Sanırım kayaların üzerine kurulduğu için bu adı vermişler. Bana sorarsanız insanlık tarihi boyunca hüküm sürmüş bütün taş kalpli siyasetçilere bir gönderme.

Tarih boyunca yüzlerce insan topluluğu, yaşadığı topraklardan göç etmek zorunda kaldı. Kayaköy bunun en taze örneklerinden biri. Henüz bir asırlık bir geçmişi var.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında çoğunluğu Ege ve Akdeniz bölgesinde yaşayan Rumlar ile Yunanistan’da yaşayan Türkler, devletlerarası bir anlaşmayla yer değiştirdi. Mübadele sonucu binlerce insan evini bırakıp, söz de kendi ülkesine göç etti.

Antalya’nın Şarampol Mahallesi’nde Giritli komşularımızın arasında büyüdüğüm için iyi biliyorum.

Onlar hiç kendi topraklarında olmadılar. Gelenler burada yabancı, gidenler orada.

img_0927

İşte Kayaköy eski adıyla Karmylassos tam da bu mübadelenin cansız tanığı.

Bugün müzekartla ya da 5 lira ödeyerek girdiğiniz turistik bir örenyeri. En çok da fotoğrafçıların uğrak yeri. Fethiye içine girdiğinizde yön levhaları sizi Kayaköy’e götürüyor.

Yamaca dayalı evlerin tamamı 19. yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın ilk çeyreğinde yapılmış. Yapıların ahşap bölümleri kapı vs. doğal etkenlik sonucu tahrip olmuş. Duvarlarda çok az da olsa, mavi ve turuncu boya izleri görünüyor. Buradan anlıyoruz ki, aslında kent bugün göründüğünün aksine renkli cıvıl cıvıl bir yermiş.

img_0850

Aslında kentsel mimari açıdan da derslik bir yer. Kentte her biri 50 metrekare büyüklüğünde birbirlerini manzara ve ışık açısından engellemeyen 400 civarında ev var. 2 büyük kilise, 1 okul ve 1 gümrük binası da ayakta.

Ziyaret saatleri 08.00 – 19.00 saatleri arıasında. Ziyaret saatleri dışında bölgeye girmek yasak.

img_0885

Kayaköy sırtını yamaca dayamış ve yüzünü bereketli bir ovaya dönmüş. Kısa bir yürüyüşle yamacın arkasına geçtiğinizde Gemiler Koyu ve muhteşem bir Akdeniz manzarası sizi selamlıyor. Görmeden dönmeyin.

img_0846

Dip not: “Kanatsız Kuşlar”, ünlü İngiliz yazar Louis de Bernières’nin romanının adı. I. Dünya Savaşı’nın son yılları ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Fethiye’nin bir köyünde birlikte yaşayan ve daha sonra göç etmek zorunda kalar Müslüman ve Hristiyan halkın yaşamını konu alıyor. Mutlaka okumalısınız.

img_0790

img_0921

img_0942