Evlat yetiştirirken büyür bütün babalar aslında

orhan

Hıdırlık Kulesi tanığımdır. Ben hiç büyümedim. 40 yıl önce 40 yıl sonra…

***

Ömür insanın kendisiyle yarıştığı bir arenadır esasen. Kendini, nasıl “insan” sıfatıyla ve dahi doğru bilgiyle beslemiş olmandır mühim olan. Erdem de diyebilirsin buna… Bunu, eşref-i mahlukatın “iyi olma hali” olarak bilirim, kendinle olan yücelmeyi, sevmeyi, bir diğerinden ayırmadan saymayı, değer vermeyi…

Merdiveni dayadığın yaş basamaklarında daha da bilgeliğe, arınmaya, sadeleşmeye başladığını anlayacaksın. İnsan, önce insan olmalı. İnadına insan olmaya adanmış dünün basamaklarında kaç kez tökezlemişsindir, kim bilir? Ama ne önemi var, işte yeni bir basamaktasın…

Evlat yetiştirirken büyür bütün babalar aslında; alın kırışıklığı, göğüsün kabarması, her yeni yaş almalarında fark etmeden esas yaşı almış sırtlanmış çıkıyorsan merdivenleri, onur da senin, gurur da…

İşte Orhan Kardeşim; hayat böyle geçiyor, bir çiçeğin doğurganlığında iki evlat ve harika bir eş ile… Gün sonu elde olan da bu, aile olmak!

Yeni yaşınla ömrün her daim güzel, iyi ve doğrularla geçsin…

Selam ve muhabbetle.

Hüsamettin.

 

Komik ve Lezzetli Bir Şehir!

Hafta sonu direksiyonu Türk mizahının piri Nasreddin Hoca’nın memleketine, yani Akşehir’e kırdık. Türlü şakalar yaptığı, kazanı doğurttuğu, göle maya çaldığı şehre.

Antalya Isparta yolu üzerindeki, Sütçüler  – Yazılı Kanyon sapağından girerseniz, yolunuz hem yarım saat daha kısa hem de bu mevsim doğa inanılmaz. Gölgeler arasında asırlık ağaçlar selamlıyor sizi. Buz gibi sular geçiyor yola paralel, kuş sesleri arasında müthiş bir manzara. Canınız iki adımda bir durup mola vermek istiyor. Van Gogh’un tablosundan çıkmış bir manzarayı, mermer ve taş ocakları bozuyor. Elleriniz kırılsın!

Meyve bahçelerinin arasında geçtikten sonra Eğirdir Gölü karşılıyor sizi. Deniz demek lazım aslında, göl için fazla büyük, ucu bucağı yok. Gelendost’u geçtikten kısa süre sonra Akşehir karşınızda. Konya’nın bir ilçesi ama Konya kadar görkemli ve mütevazi.

Hemen ilçe merkezinde Nasreddin Hoca’nın türbesinin yer aldığı mezarlığı ziyaret ediyoruz. Hoca Nasreddin öldüğünde bile şaka yapmış sevenlerine. Mezar taşındaki yazıyı tersten yazmış. Ölüm tarihini çözmeleri zaman almış. Türbenin hemen başında yerdeki yuvarlak levhada “dünyanın ortası burasıdır” yazıyor.

1

Mezarlıktan çıkınca hediyelik eşya alabileceğiniz dükkanlar var. Yine çeşitli ülke ve kentlerin uzaklığını gösteren levhaların bulunduğu, büyük bir direğin üzerine dünya yerleştirmişler. Akşehir dünyanın merkezi olduğu konusunda ısrarlı. Bu sloganı bir çok yerde görmek mümkün.

Kent merkezinde dev bir kazan var. Kazan doğurdu fıkrasından esinlenmişler.

5

Akşehir’de turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biri de “Batı Cephesi Karargah Müzesi”. Bina Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk ve silah arkadaşlarına hizmet etmiş. Giriş 5 lira. Müze kartı olanlara ücretsiz. Atatürk’ün kullandığı eşyalar, İstiklal Savaşı şehitlerinin isimleri ve fotoğrafları, madalyaları sergileniyor. Mutlaka görülmeli.

2

İlçe merkezinde hummalı bir restorasyon var. Eski yapıları hızla onarıyorlar. Bitmiş olanları şahane. Geleneksel ticarethaneler, tuzcular, helvacılar, konfeksiyonlar, soba vs. satanlar sizi 1930’lu yılların Anadolusu’na götürüyor.

Nasreddin Hoca, Akşehir’in her köşesinde varlığını sürdürmeye devam ediyor. Akşehir’de karşılaşacağınız insanlar, gözlerindeki ışıltı, yüzlerindeki gülümseme, tatlı bir aksanla süslü konuşmalarındaki esprileriyle size Nasreddin Hoca’nın torunlarıyla karşılaştığınızı kanıtlıyor.*

4

Akşehir’e geliş nedenlerimizden biri hiç kuşkusuz lezzetleri. Kent merkezinde önce Lezzet Kebap’a uğruyoruz. Hakiten kıymalı pidesi ve ardından gelen kebap enfes. Temiz bir mekan. Garsonlar son derece güler yüzlü.

Ardından tatlı için bir asrı deviren Helvacı Necmi’ye uğradık. Necmi ailenin son temsilcisi. Genç ve güleryüzlü bir genç. Tahin ve yaz helvasından sonra, çöğenden yaptığı “köpük”ü tattırdı bize. Köpük aslında helvanın hammaddesiymiş. Tatmadan ayrılmayın.

*Akşehir Belediyesi internet sitesinden alınmıştır.

Bir çocuğun hayatından ve sağlığından daha değerli hiç bir şey olamaz

Ramazan ayında yoksul bir aileyi doyurmak, hasta bir çocuğu iyileştirmek, gözü yaşlı bir anneyi gülümsetebilmek ibadetlerin en güzelidir. Ramazan’da Fitre ve Zekatlarınızı LÖSEV’e Verebilirsiniz!

koli2

Halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası, fidye ve zekât bağışlarınızı da LÖSEV’e vererek yüzde 87’si asgari gelir düzeyinin altında, yüzde 11’inin ise hiçbir sosyal güvencesi olmayan LÖSEV’e kayıtlı yardıma muhtaç hastalara ulaştırılmasını sağlayabilirsiniz.

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı, bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacını düşünerek bu Ramazan’da fitre ve fidye miktarını 19,00 TL olarak belirledi.

Zekât, kendilerine zekât verilmesi caiz olan kimselere doğrudan teslim edilebileceği gibi, LÖSEV gibi aracı kurumlar ile de ulaştırılabilir. Bir hayır kurumu veya sivil toplum kuruluşu, topladığı zekâtları Kur’an’da belirlenen yerlere/fakir ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorsa, bu kuruluşlara zekât emanet edilebilir.

LÖSEV, Ramazan’da topladığı fitre, zekat ve fidyeleri hasta ve ailelerine ulaştırmaktadır. Siz de Ramazan’da Lösemili Çocuklarımıza Koli Koli Mutluluk Hediye Edebilirsiniz.

Tüm faturalı hatlardan 3406’ya HAYAT yazıp bir SMS göndererek veya https://www.losev.org.tr/ramazan internet sitesinden bağışınızı gerçekleştirebilirsiniz.